utanmadan iddia ediyorum

one of the few one of the few
bu hafta uykusuz'da memo'nun, yaz için en uygun erkek kıyafetlerinin meksika şapkası, etek ve çoraplı sandalet olduğunu iddia ettiği bölümdür. ha bir de freebag tabi ki.
morumtrak morumtrak
memo tembelçizer'in her hafta enfes tespitler ve çizimlerdeki enfes mimiklerle yardığı bölüm. geçen haftadan:

- biliyorsunuz ki sevgili okurlar, "davulun sesi uzaktan hoş gelir"
- peki yakından?...
biraz korkunç, deyil mi?...
hele bi de bu bateriyse, yanında da distorşın gitar, elektronik aksam, dicey filan varsa...
neden?! niçün yüksek sesli müzik? niye!
- çünküüüü...
iddia ediyorum kiii...
iddi...
ney?! duyamıyor musunuz?
yaklaştırın kulağınızı!...
- iddia ediyorum kii
yükses seli müziğin amacıı...
kulağı dudağa deydirmektir!..
- efenim, buyurunuz sosyal bir ortamda, muhabbet eden kalabalık gibi bir arkadaş gurubu içerisinde kur yapmanın zorluklarını beraber izleyelim:

(masadakiler: sap kanka, kur yapmak isteyen erkek, o erkeğin kur yapmak istediği dişi, baskın muhabbetçi, kur yapmak istenilmeyen ama kesik atan kız)

- şimdik soruyorum size, bu karmaşık ortamda, sap kankanın kınayıcılığına aldırmayıp, baskın muhabbetçiyi bastırıp, diğer kızı kırmadan ve muhabbet mevzuuna aykırı düşmeden hedef kızla aradaki mesafeyi aşmak mümkün mü?!. değil!..
- şimdil aynı ortama basalım yüksek sesli müziği...
ortak muhabbet bitti kimse kimseyi duymuyor.
sap kanka kınayamıyor çünkü duyamıyor...
baskın muhabbetçi araya giremiyor...
diğer kız yok
kıza kur yapmak isteyen erkek, konuşmak için kızın kulağına bağırmak zorunda...
mesafe otomatik kapanıyor.
ve dudak kulağa deyiyor!

- iddia ediyorum! yüksek seli müzik, ikili ilişkilerde çiftlerin topluma karşı sorumluluklarını kaldırmak, sosyal aşamaları atlayıp kuru direk temasla başlatmak için vardır!..
mistir loba loba mistir loba loba
son haftalarda bana iyice sıkıcı gelmeye başladı memo tembelçizer'in bu köşesi. demokrasi falan güzel hoş çok fazla bilimsel oldu sanki köşe. araya iki üç komik şey sıkıştırıyor ama eskisi kadar beğeniyle okutmuyor kendini. bu hafta ilk kez sonuna kadar okuyamadan bıraktım.
morumtrak morumtrak
- melaba sevgili okurlar...bugün burada "balıkla ayran birlikte tüketilebilir mi?! adlı bin senelik geyiğe mükemmel bir kanıtla katılıyor ve iddia ediyorum:
tüketilebilir!..
- bu mükemmel ötesi süpersonik kanıtımız için evvela yeni doğmuş bir kız çocuğu buluyoruz...
(denek 1)
- bu çocuğa mamadan kesildiği andan itibaren düzenli aralıklarla ayranla balık yediriyoruz.
- yıllar boyu hep ama hep balık-ayran yediriyoruz. deneğimiz adeta balık-ayranla büyüyor...
- velhasıl deneğimiz çocuk sahibi oluyor... nabıyoruz?.. tabi ki çocuğuna da balık ayran yedirmeye başlıyoruz...
(denek 1- denek 2)
- yedirdikçe tediriyoruz! yedirdikçe yediriyoruz! yedirdikçe yediriyoruz!..
- ve en nihayetinde bu çocuk otuz yedi yaşına geldiğinde ne oluyor dersiniz?..
ne olacağıdı, ben oluyorum!.. o çocuk benim!
çocuk (denek 2)(yaş otuzyedi): balıkla da ayran içiyoruz ama, bişiy olmaz heralde!
anne (denek 1)(yaş 73): ya evladım ye, nolucak. ben yetmiş senedir yiyorum!..
- otuzyedi artı yetmişüç, toplamda eder yüzon!..
dile kolay, tam yüzon sene süren deney!
peki sonuç?!.
- balıkla ayran birlikte tüketilebilir!

(geçmiş haftalardan birinden)