uzun boylu olmak

1 /
şizofren ev kedisi şizofren ev kedisi
tanım:
------------küfür var------------
afedersin çok sikten bir durumdur.
---geçti canım korkma ben varım yanında---

(alakasız not: girinin sonundaki şifreyi mesaj yoluyla gönderen ilk 3 kişi seri artı kazanma şansı yakalayacaktır)

(doluyum bir miktar)
neyse efenim. misal, uzun boylu insanın bir günü:
07:00 sabah kalkıp banyoya gidilir. aynada surata bakmak için dizler kırılır.
07:30 pantolon (elbette terziden) gömlek, kravat derken "ya bismillah" diyerek oyuna sonradan giren futbolcunun toprağı öpmesi gibi kapı eşiğinde baş eğilir.
konu : işe gidiş
araç: minibüs
yeni model minibüslerdeki mük kemmel tavan yüksekliği sayesinde insanın içinde oluşan bahar tazeliği kokulu mutluluğun bozulması, “allaam nolur eski model minibüs gelmesin” şeklindeki duanın icadına denk gelir. quasimodo misali “şöför bana pağa üstü veğğdi”* şeklinde düşüncelerle varılır işyerine.

yer: işyeri
konu: işyerinde bir gün
ortamdaki kapıların mucidi “seri alçak kapı tasarlayan mimar”ın gün boyu anılması artık rutine bindiği için “olm yürürken boynunu bükme lan” diyenlere içten bir “sktir git” çekmenin verdiği ikiyüzlülük akla gelir işyerindeki aynada dizler bükük vaziyette suratına bakarken.*

“kim uğraşacak şimdi merdiveni getirmekle?” düşüncesini bir yaşam felsefesi olarak benimseyen çalışma arkadaşları nedeniyle “ya sana zahmet” ile başlayan cümleleri akıldan tamamlama yetisini bir mucize olarak algılamak aptallıktır.
misal;
- ya sana zahmet ...
- (şunu uzatır mısın)
e tabi devamı için ne umulur bilinmez. “ya sana zahmet sütyenimin kopçasını açar mısın” mı? (insanın kendisine ybsg dediği ender anlardan biridir işte bu)
her neyse;

hafta sonu: (bunu 2 başlık altında irdeleyeceğiz)

yer: dış dünya
konu: arkadaş arası eğlence

samimi olunan arkadaşlar bu duruma alıştıklarından dolayı garipseyecekleri bir şeyleri kalmamıştır. üzülürler mi bu konuda peki? haaayyıııııırrr. peki ya ne yaparlar?
örnek: arkadaş ortamına yeni katılan bir (hımm…bayan olsun) bayan ile selamlaşma sahnesini canlandıralım.

---canlandırma---
düşünceli arkadaş – bu da bizim şizo.
esprili arkadaş – olm eğilsene lan biraz kızın boynu tutuldu. ahhahahaha
zeki arkadaş – şizo yavrum hadi bakiim deniz seviyesine doğru. hahahah
---canlandırma---

---burası kimseyi ilgilendirmez tamam mı?---
bu arada hala tanışamamışızdır.(mk. böyle arkadaşlar yüzünden hiç bir kızla tanışamıyorum doğru düzgün)
---ağlamıyorum ben---

yer : sokak
konu : sokakta bir yürüyüş

genelde sokakta kulağında müzikle yürüyen bir insan olmanın* verdiği ezikliğin yarattığı bir negatif elektrikten dolayı mıdır nedir bilinmez ama, ne zaman kulaklığı çıkarsanız bir yerlerden mutlaka bir bukle :
- yuuuuhhh hamua goyyim boya bak laaaan.
- şşşş. uzun! alooo. lan duymuyo lan. ses gitmiyo mu lan oraya ? eheheheee
- lan sırık. boy kaç lan? lan mustafa dalalım mı ipneye?
replikleriden birkaçı kulağınıza gelir. kavga etmenin kesin bir sonuç getirmediğinin farkına varalı beri sallamaz olursunuz böylelerini.

konu: adres tarifi
biri size adres tarif ederken, karşınızdaki kişiye kullanmaması gereken kelimeleri (her türlü uzunluk birimi) inceden inceye hissettirmeniz lazım. misal:
- kemal abi hangisi ?
- şu kısa boylu adam.
yanlış! kısa boylu diye bir şey yok. herkes kısa lan! o yüzden diyorum ya bazı sıfatlar tanımlamada yetersiz bakiye verir.
neyse;

yer : ev
konu: ev işleri
perdeleri asmak konusunda baron yüzüğü statüsüne ulaşmanın verdiği bir kendini beğenmişlikten dolayı, artık perdeleri asmak zor gelmez eskisi kadar. uzanılacak her yer için vileda sopası muamelesi görmek elbet biraz canınızı sıkacaktır ama anne için çiğ tavuk bile yenir.(lafın gelişi)

yer: kumsal
ortam: hafta sonu denize gidelim mi la? gençliği
söyleyecek hiçbir şey yok. sakın ola da üzülmeyin. sizden boy isteyen arkadaşınızda kabahat. hem tuzlu su midedeki mikropları öldürür.*

yer : zirve
ortam : ilk defa karşılaşılan sözlük ahalisi
“şu girinizi çok beğendim” sözünü bir klişe haline getirmiş (kötü anlamda değil) arkadaşlarla tanışmanın heyecanı içersinde ilk karşılaşacağınız tepki elbetteki farklı (daha doğrusu göze batan) yanınızın alacağı tepkidir. zirve sonrası nick altı girilerinizde “bugün zirvede karşılaştığım hoşsohbet arı” yerine; sözlükteki kankalar tarafından yazılan “uzun ve sempatik insan” ya da ilk defa tanışılanlar tarafından yazılan “uzun ve sempatik insan” girilerini okuyup okuyup, “önümüzdeki nickaltılara bakıcaz” demeniz gayet doğaldır. bu yüzden kendinizi suçlamayın.

velhasılıkelam;
uzun boylu olmak hayattaki zorluklara göğüs germektir. çünkü hayattaki zorlukların büyük bir bölümü en fazla göğüsünüze kadar gelmektedir.

(he tabi bu yazılanları dikkate alıp da uzun boylu arkadaşlarınıza espritüel bir yaklaşım yerine “vah vah ne azap çekiyorlarmış bunlar” haleti ruhiyesine bürünürseniz sevaba girersiniz)

unutuyordum.
şifre: eehhehe naber len uzun?
xanax xanax
dalgın bir anda kafayı kapı eşiği, sokak tabelası vb yerlere çarpma nedeni olan fiziksel haldir. ayrıca minibüste ayakta duruluyorsa başı biraz eğmek zorunda kalındığından mecburi bir küçük emrah duruşu moduna girilir bu nedenden.
xanax xanax
şehirler arası otobüs yolculuğunu işkenceye dönüştüren bir fiziksel haldir bu efendim (gerçi belediye otobüslerinde veya dolmuşlarda da durum pek farklı değil) boyun uzunluğuna doğru orantılı olarak bacaklar da uzun olduğundan otobüse binilip oturulduğu an çile başlar. işte tam bu sırada önde oturan şahısın koltuğunu yatırmaması için de dua etmeye başlarsın ki büyük ihtimalle bildiğin bütün duaları okusanda öndeki koltuğunu yatırır!! dik durmaya çalışırsın, bacaklarını geri çekersin, çapraz yaparsın ama nafile.. öndeki koltuk sanki dizlerine yapışmış gibidir. diğer bir çare olarak koridor tarafına oturup dizleri o yöne doğru uzatmak gibi gelebilir fakat bu da imkansız! çünkü muavin gelip geçerken doğal olarak ikide bir size çarpıp sizi rahatsız edecektir. son çare ise gerçekleşme ihtimali çok az fakat kesin çözüm olan yanındaki koltuğun boş olmasıdır! yan koltuğa yayıla yayıla rahat bir yolculuk geçirirsin.

onlarca zorluk arasından sadece bu otobüs yolculuğu olayı bile kişiye gına getirebilir uzun boylu olduğu için. ve evet, türkiye'nin boy ortalamasının biraz üzerinde olabiliriz ama nefret ettirdiniz be bazı aktivitelerden bizi!

ve son olarak

(bkz: birtakım şeylere çok sinirlenmiş yazar)
(bkz: dur hele bi otur sakinleş)
onbeşdakikareklammıolurbekardeşim onbeşdakikareklammıolurbekardeşim
türkiye sınırları çerçevesinde azınlık grubunda oldukları bariz olan şanslı olmalarına rağmen ülke şartlarında hayli şanssız kişilerin en belirgin özellikleri.
ayrıca içinde bulunduğum topluluk.
bayanlarda,türkiye nüfusuna oranlarsak max yüzde 20 lik olan bu kesim hayatlarının her döneminde dış görünüşlerinin gözlerine sokulması kaçınılmaz kesimdir.
aslında yaş gruplarına göre,irdelemek gerekir.

__çocukluk dönemi__

bu dönem,kişinin uzun boylu olduğunu farkettiği dönemdir.
uzun ve iriyseniz,sınıfta çekinilen kişisinizdir.önümüze gelene yüz tekme,erkek dövmece,yaka çekiştirmece,ittirmece-kaktırmaca gibi şiddet içerikli tüm oyunların başını çeker,ilkokulun en güçlü şahsı olduğunuzdan,5. sınıftaki bir erkeğe bile kafa tutar,hanımağalık statüsü elde edersiniz.ya bu özelliği kötüye kullanır,çocukların korkulu rüyası olursunuz,ya da koruma kollama amaçlı kulllanır,iyilerin dostu,kötülerin düşmanı,süper iri! konumuna gelirsiniz.

uzun ve zayıfsanız-ki çocukluk dönemindeki en korkunç görünüş biçimidir- önce "sen niye bu kadar uzunsun?bacakların niye bu kadar ince?" gibi masum ve anlamlı! sorularla uzun olduğunuzu kavrar,sonra "sııııııskaaaaa heebeeesuuuu sıııırııııık heebeeesuuu!hebesunun bacakları çööööpteeen hebesunun bacakları çöööpteeeeeen!" gibi çocukça aşağılamalara laf yetiştirmeye çalışır,yorulur ağlar,neden uzun olduğunuza bahaneler ararsınız.
velasılkelam,üzücü bir çocukluktur uzun ve zayıflarınki.

__11 14 yaş dönemi__

bu dönem,kişinin kendini iki statüden birine yerleştirdiği dönemdir.
uzun ve iriler,genelde bir yandan ilkokuldaki hanımağalığı burada da sürdürebilirken,bir yandan derse ağırlık verip,okulun ineklikte 1.liğine oynar,en iyisini de yaparlar.ve yine genelde,onlarla kimse dalga geçmeye cürret edemez.çünkü erkekler hala ondan kısadır.

uzun ve zayıflar,bu dönemde yavaştan kilo almaya başlarlar.ama yine yavaş sürmektedir bu kilo alma eylemi.hala onlarla dalga geçilmektedir.bazıları zayıflıklarını "ileride benim gibi olmak için gebereceksiniiiiz nıaahahaha!" gibi söylemlerle lehine çevirebilse de,ezikliğinden kurtulamamış uzun ve zayıflar kendine spor,resim,müzik gibi ilgilenecek,işe yaradıklarını gösterecek dallarla uğraşırlar.

erkeklerin aslında kızlardan farklı olduğunun da keşfedildiği bu dönemde,uzun ve iri kızlarımız,okulun en yakışıklı ve yüksek ihtimal basket oynayan havalı gencine kalplerini kaptırıp,gencin çıktığı kızları tenhada sıkıştırmakla uğraşırlarken,uzun ve zayıf kızlarımızın çöpten bacaklarıyla bir o tarafa bir bu tarafa süzülüşleriyle ilgilenen kesim,okulun inek erkek ya da ezik erkek tayfasıdır.
evet böyle iğrenç,ezici ve keskin ayrımcılıklar vardır ortaokulda.

__15 18 yaş dönemi__

bu dönem,grup dönemidir.
liselerde gençler 6 gruba ayrılmıştır.inekler,metalciler,punkçılar,tikky ler,enteller,sporcular.
ilk başlarda liseye gelen her genç bir grup kurma sevdası içindedir.lise arkadaşlıkları,aşkları meşhurdur malum.nasibini almak gerekir.

uzun ve iri kızlarımız lisede tikkyy ler hariç bütün gruplarda görülebilirler.hayata dair sinirlerini metal dinleyip "hey dostum geçenlerde adam bir solo attırmış beynim sallamaktan burnumdan akacaktı neredeyse hahaha!" muhabbetleri döndürerek,şiddetle kafa sallayarak atar,belli bir grubun içine dahil olmanın sevincini yaşarlar ya da,punk dinleyip uçuk gençlik moduna girer,ders çalışmaya devam ederek okul 1. liğine oynar,kitap okuyup siyaset,edebiyat vb sözel alanlarda gelişip münazaralara katılır,ya da yeter lan iri olduğum deyip spora yönelerek okulun sayılı basketçi ya da voleybolcularından olabilirler.

uzun ve zayıf kızlarımız genellikle ortaokuldan bu yana sanat ve sporla uğraşmış olacaklarından ya karizmatik voleybolcu kızlardan,ya kitap kurdu gizemli entel kızlardan olurlar.çocukluk döneminin o ezikliğini üstünden atmış bu genç kızlarımız,kilo almanın da sevinciyle güzellik seviyesinde hızla yükselmektedirler.hala "uzunsun sen" diyenler çoğunluktadır o ayrı.

-ne kadar yakıştı bu elbise hanımefendi!bunu almalısınız.
+sahi mi fiya..
*uzun ya ondan yakışmıştır.
-yok ben ondan demedim şimdi elbise şö...
*yok yok uzun ya ondan.hadi hebesu gidelim artık.
+öeh!

__üniversite dönemi__

uzun bayanların toplumun yüzde 45 i tarafından kabul edildiği dönemdir.
uzun ve iri bayanlar gençliğinde ya kilo vermiş,uzun ve zayıfların arasına katılmışlardır,ya da daha da irileşmiş,genişlemişlerdir.
ama üzülmezler.içlerinde hep 36-38 beden kıyafetlere karşı kinle karışık bir özlem vardır.her hafta ayrı bir rejim yaparlar.ama genelde sevimli ve sempatik insanlardır.çok fazla sevgilileri olmasa da yine de sevenleri çoktur.

uzun ve zayıf bayanlar ise artık istedikleri statüye yükselmiş,istedikleri ilgi ve alakayı görmeye başlamış,mutlu ve huzurludurlar.geçmişteki kötü hatıralar artık çok geridedir.artık pantolon almaya gittiğinde "malesef 34 beden altı pantolon satmıyoruz" ifadeleriyle karşılaşmamanın mutluluğu içerisinde,36-38 beden kıyafetlerini neşe içerisinde giymektedirler.istedikleri bölümdelerse bir de,deymeyin keyiflerine!

................................................................

bundan sonraki dönemlerde çocuğunuz olana kadar büyük sorunlar yaşamayacaksınızdır. ta ki...

-anneeeeee
+efendim kızım?
-biz niye bu kadar uzunuz?
-....
skyward skyward
aman da boylu posluymuş lafını devamlı duymak,eğer kız arkadaşı çok kısaysa abes,eğer erkek arkadaşı kısaysa epey bi abes durumdur.
onyx onyx
kendimi çok mu uzunum acaba diye harap ettiğim, her ders kumandası olmadığı için şartelden klimayı açtıran, öğretmenlerin benden bahsederken "şu uzun saçlı sırık yok mu?" dedikleri, "devede de boy var ama eşeğin arkasından gidiyor." diyerek aslında benle dalga geçmeye çalışırken kendisine eşek diyen şahsiyetlerin kıskandığı, bazılarının olum sen ne yiyon da böyle oluyon diye aşağıdan acayip acayip baktığı, sınavlarda arkadaşının kağıdına bakmayı imkansız hale getiren, törene ne zaman geç kalsan arkana saklanılmasını sağlayan, kavgalarda avantaj gibi görünse de seni açık hedef hale getiren, çıktığın kızlara "bücürüm" diye hitap etmeni sağlayan boy durumudur.
benbidüşüneyim benbidüşüneyim
topuklu ayakkabı giyildiğinde gökdelen gibi hissettiren,boyla orantılı olarak ayaklar da büyüdüğü için zaten topuklu ayakkabı bulmakta zorlanılan, topluluk içinde avarel ile ilgili şakalara maruz kalınmasına neden olan fiziksel durum,hatta bir illet.
yorgun pijama yorgun pijama
zor iş. hele ki bir anda boyu uzayanlardan değil de sürekli uzun olanlardansanız. ilk okuldan, orta okul,lise ve üniversite hayatı boyunca okulun ya en uzunu yada en uzunlarından biri olarak çok dertli olduğumuzu söyleyebilirim. bayrak törenlerinde, istiklal marşlarında, fener alaylarında, gösterilerde geçti okul hayatımız. peki ya evde? perde asmakla, erişilemeyen yerleri temizlemekle, erişilemeyen yerlerdeki eşyaları almakla hükümlüydük hep.

yatak bulma konusunda belli bir sınırı geçtikten sonra ( 1.90 ) zorlanırsınız. yok kardeşim üretmiyorlar adam akıllı yataklar uzun boylular için. yıllardan beri dizlerimi kıvırarak uyumaktan gına geldi. üniversite sınavlarında ilk okula denk geldiyseniz işte o zaman yandınız. saatlerce iki büklüm oturmak. yaşamayan bilmez tabi.

araba sürmek ayrı bir dert, arabada arkada oturmak bambaşka bir dert. hele ayakta geçirilen otobüs ve minibüs yolculukları. insanın boynunu tavanda hissetmesi nedir bilir misin?

yıllarca deve, sırık, fasulye, leylek gibi aptal lakaplara maruz kalırsınız. olur olmadık yerde devede de boy var ama eşek çekiyor lafı ile karşılaşır ve karşındakini duvara yapıştırmamak için kendinizi zor tutarsınız. tutamadığınızda ise ...

bütün bunlara rağmen uzun boylu olmak güzeldir. yaşadığım şehirde benden uzun olan birkaç adam var. acayip şekilde kıskanıyorum mesela onları. buda benim açgözlülüğüm.

hep dediğim gibi ;

biz normaliz, siz kısasınız.
calm of desolation calm of desolation
her misafir geldiğinde, misafirlik sempatikliği doğrulutusunda;

- ah bunun boyu da her geldiğimiz de uzuyor. yeter uzama artık evladım, haha...

gibi esprilere maruz kalmanıza sebebiyet verir.
1 /