vincent van gogh

1 /
giberling giberling
"acı duymak gülmekten iyidir, zira acı insanın yüreğini ağrıtır. insanları diri diri gömercesine kilitleyip çevrelerinde duvarlar örenin ne olduğu bilinmez ama yine de bir takım duvarların, tel örgülerin, demir parmaklıkların varlığı hissedilir. bütün bunlar bir kuruntu, bir hayal midir? sanmıyorum. ve insan kendi kendine sorar; tanrım bu uzun süreli mi, temelli ve herkes için geçerli olan bir ebediyet midir?" sözlerinin sahibi hollandalı ünlü ressam
fenriz fenriz
hollandalıdır. ruhsal olarak dengesiz ve şizofrendir. buna rağmen mükemmel sanat eserleri yaratmıştır. kullandığı renkler ve fırça darbeleri tamamen kendine özgüdür. empresiyonizmin en büyük temsilcisidir.
poseidon poseidon
hollandalı empresyonist ressam. en önemli özelliklerinden biri kullandığı sarı rengin tamamen ona özgü ve mükemmel olmasıdır, bu yüzden resimlerinin taklit edilmesi çok zordur.
woyzeck woyzeck
post-empresyonist (izlenimci) ressam. biçimlerinde özgürlük vardır, renk ve ışık içinde eriyip gider. döneminde burjuvazinin hiç deger vermediği resimlerine şimdi paha biçilemiyor, herbiri yüklü bir servet degerinde.. suan biçilen pahayı o zamanlar biçselerdi eminim kabul etmezdi, o da ayrı tabi.."şizofrenler niye bu kadar dahi oluyor ya? " dedirten bir başka örnektir kendisi..
pj7 pj7
37 yıllık yaşamında ardında yüzlerce eser ve abisine yazdığı bir o kadar da mektup bırakmış sanat tarihinin belki de en mahsun ve de enteresan şahsiyetidir, intihar etmiştir.
man on the moon man on the moon
az uyanık (puşt demek isterdim fakat büyüğümdür) insan değilmiş. birkaç eserinin renk, aydınlık ayarlarıyla oynadım. meğer o eserlerin arkasında ne deryalar yatıyormuş da haberimiz yokmuş.
infante defunte infante defunte
vincent (willem) van gogh (1853-1890) genel olarak rembrandt’tan sonra en büyük hollandalı ressam olarak kabul edilir. ekspresyonizm üzerinde yoğun etkisi olmuştur. yalnızca 10 yıllık bir zaman diliminde üretilmiş eserlerinde, genelde yaşadığı ruhsal rahatsızlığının bir yansıması olan çarpıcı renkler, kaba fırça darbeleri ve dış hat biçimleri kullanmıştır.

yaşamı boyunca hiç resim satamamış, anlaşılmayı beklemiş, ancak anlaşılamamış; günümüzde ise dünya üzerinde reprodüksiyonları en çok satan iki ressamdan biridir (diğeri `monet). zamanında yaptığı resimleri tanguy baba diye bilinen galerici aracılığıyla cezanne'a da gösterme fırsatı olmuştur, ancak cezanne gördüğü resimler hakkında "dostum, bunlar deli resmi yorumunu" yapmıştır. cezanne'ın bu yorumu van gogh'un ruhsal durumunu anlayabilmiş ancak resimlerindeki yeniliği görememiş olduğunu gösteriyor. van gogh ise anlaşılmadığının düşünerek uzaklaşmak istiyor ve taşraya taşınıyor.

ayrıca,
kulağini kesip bir fahişeye hediye etmiştir. manik depresiftir ve bu hastaliktan sadece kendini sorumlu tutmuştur. din eğitimi gormüş hatta rahip bile olmuş ama kekeme oldugundan vaazlarini kimse dinlememiştir. akil hastanesine yatarken "ben buraya bir ressam olarak girerim deli olarak değil" demiştir. o bir deha...

(bkz: cafe terrace on the place du forum at night)
(bkz: starry night over the rhone)
(bkz: starry night)
sahibine geri dönmek istemeyen isyankar bumerang sahibine geri dönmek istemeyen isyankar bumerang
eski kulağı kesiklerdendir.hayatında yaşadığı iki karşılıksız aşk sonrası akli dengesini kaybetmiş daha sonra bir hayat kadınına kulağını kesip gazete kağıdında vermiştir bu olaydan sonra ise akıl hastanesine kendi isteğiyle yatmıştır sebep olarak ise şizofreni ,epilepsi hastalığı ve alkol bağımlısı olması gösterilmiştir fakat bu dehanın ölümüde yaşamı gibi acı bir şekilde olmuş karnına bir kurşun sıkarak intahar etmiştir ve hayatı boyunca sadece bir tane tablosu satılmıştır.
azhdaqk azhdaqk
tabu da anlatılması en rahat isimlerden
- abi doğuda canavarı olan bi göl var hani,
-van gölü
-hea işte onun sanat yapan,boyama yapan(yanlış hatırlamıyosam "resim" tabuydu) versiyonu
-ha van gogh!
gölgeningücü gölgeningücü
resimlerindeki o farklı ve efsunlu rengi nereden bulduğunu hala merak ettiğim ve insanların da merak ettiğini bildiğim ressam

lisede açtığım bir sergide ünlü "çaresizliğin eşiğinde" tablosuna kara kalem röprodiksiyon yaptığım ressamdır aynı zamanda..sözkonusu tablo altı üstü sandalyede oturan bir adamdır fakat 7 saat gibi bir zamanımı almıştır..
1 /