yallah arabistan a

1 /
marine li şarkılar marine li şarkılar
tişörtünün yapılması gereken son islamcı yobaz bükücü söz. acilen yetkilileri goreve çağırıyorum yapın șunun tişörtlerini giyelim aq.

önce haber:

www.echohaber.com

bu çocuklar burada dondurma yiyemez?!

-yallah arabistan'a!

bu gençler burada el ele gezemezler!

-yallah arabistan'a

bu çift sokakta öpüşemez, burası müslüman bir ülke!

-yallah arabistan'a

edit: tişörtleri geldi shshsj



nemlendirici kullanan ebu leheb nemlendirici kullanan ebu leheb
türk tipi islamcılar her ne kadar eşşek araplar'a hayran olsa da; vahabi sürüsü bunları döndüre döndüre s.ker! vahabiler, islam skalasındaki en sert topluluktur.

tanım: anayasası seküler olduğu halde gayriresmi şekilde arap'ın dinini özgür bireylere dayatmaya soyunan islamcı militanlara yönelik kurulan cümledir.
dumrul dumrul
gerçekliği olmayan bir nidadır. arabistan bunları ne yapsın lan? parasını verip hacca umre'ye gitmek istediklerinde bile kotaya takılır bunlar. vize alamaz perişan olurlar.
sychtianarch sychtianarch
bu istanbul'un tarihi yarımada bölgesi var ya, yani türkiye'yi yöneten islamcılar buradan çıkma. malum kişi de bu muhitten evli. bölge komple -benzetme olmasın, ırkıçılığa girer, cumhuriyet yanlısı arap asıllı türkleri gücemdirmenin de alemi yok- türkçe konuşan yok. geçen gün satıcının biriyle laf dalaşına girdik, hıyar, "artık ankara'dan istanbul'a yürüyerek çözersiniz" diye lafı oturttu. bir türk olarak bunların toprağında (arabistan / fatih islam cumhuriyeti) olduğumdan lafı yuttuk tabii. yani bu lafları sallayacak durumda değiller.






bana sorarsanız, gerçekler acı olabilir. o yallah arabistan'a devri 20 temmuz'dan sonra bitmiştir. yakın zamanda türkiye'nin adı ve türk ibaresi tartışılıyordu. bunların tartışıldığı gün de zaten bu iş fiilen bitmiştir. sağolsun bahçeli de fatihalar eşliğinde sonlandırılan cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra selalar eşliğinde eski türkiye'nin tabutuna çiviyi çaktı. mhp veya daha genel çerçevede ülkücüler fetönün yerini alacaklar. bugün mit'e güvenmesinler. türkiye ulus devlet değildir. ortadoğuludur. hiç bir beyaz türk oturduğu sempte güvenmesin, keserli çeteler 15 - 20 dakikalık mesafedeler. balık yüzdüğü suyun farkında olmazmış derler. çenemize kadar arabesk yavşaklığına battık.


www.cumhuriyet.com.tr

bakıyorum, eski türkiye'nin rehavetine kapılmışsınız. böyle pembe bir tablo yok ki, makara yapıyorsunuz. türkiye kültürel anlamda hızla arabistan'a evriliyor. insanlar artık "bunlar ne şekilde xtr olup gideceklerse gitsinler, yeter ki gitsinler" diyorlar. açıkçası abd veya avrupa'nın zkinde bir durum değil. kendi zihinlerinde avrupa'nın sınırı trakya meriç, ege adaları.

günden güne her kıpırdanış ve homurdanmada çember daralacak. şimdi ben cumhuriyetçi, laik olarak neden bu kadar karamsarım; çünkü bu millet, telafi edilebilecek, geri döndürülebilecek zamanlarda kafayı kullanmadı. aklı erenler felç oldular, hainleri, gafilleri bu islamcı kafayla beraber kudurdular. en tehlikeliler de ne şiş yansın, ne kabapçılardır. belki de çoğunluktur. bulundukları kaba kolay şekil almakla meşguller. hayat gaylesi, çocukları büyütme telaşı, geçim derken ömürünüzün bu hıyarlar tarafından törpülendiğinin farkına varın.

türkiye bölünmenin bir kaç farklı yüzü ile karşı karşıya; teali islam kürtçülüğü, where is the us air force kürtçülüğü (sol mol yok). ya akepe ya bölünme. bu tablo numunelik türk vatandaşının ortak bilincinin yansımasıdır. beyimiz ne diyordu; "ben gidersem ülke yıkılır" doğru söze ne denir! saddam gitti, kaddafi gitti; ülklerinin durumuna bak. ülkeyi o duruma sokan kenedileri mi yoksa bu ülkelerin kendisi mi kırılgandı?

türkiye'de hiç bir siyasi fraksiyonun mutlak güç olamayacağını bilin. elbette arabistan veya her ne zikime defolup gidecekler. yalnız tabii türkiye yerinde kalacak mı orası meçhul. iii. selim'den bu yana bu siyasi tablo böyle. rakiplerinizi dize getirmenin yolu nereden geçiyor?
kobeyn kobeyn
bu tarz haberlerden dolayı ve yolcunun yolcuya kavgasına karışmamalarından dolayı taksici, dolmuş ve otobüs şoförlerin yediği hiçbir dayağa üzülmüyorum. hak ediyorlar çünkü.
jean paul marat jean paul marat
avusturya'da 1 ekim 2017 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren burka yasağının başlamasından sonra 100 kişiye ceza kesilmiş. evet, küsüratsız 100 kişi.

son olarak bir aile avusturya'yı terk etme kararı almış. kendilerine geri kalan hayatlarında bol şans diliyoruz. üç "yallah arabistan'a" ile uğurluyoruz.

bu arada:




üstteki altı çizimdeki gibi giyinmek serbest, alttaki üç çizim yasak. (o palyaçoyu oraya yerleştirenlere birer içki ısmarlamak isterdim) *
5
rene rene
söylemeye bayılıyorum, bir yerde söylenirken duyarsam veya bir yazıda okursam da çok hoşuma gidiyor. bu kısacık cümlenin bende uyandırdığı anlamsız bir mutluluk var. ahahah
romacumhurbaskani romacumhurbaskani
bir müslüman olarak en burkaya bende o ne öyle japon ninjası gibi.ki peçe bir musevi geleneğidir.

ayrıca konuyla ilgili söyle bir haber mevcut

peçe ve burka yasaklaniyor 0
tarih: 10 mart 2016 ümmet
mısır parlamentosu peçe ve burka giymeyi yasaklayan bir yasa hazırlıyor. yasa onaylanırsa mısır'da devlet kurumlarıyla kamuya açık yerlerde burka ve peçe giymek yasak olacak.

dünya gündemi'nin haberine göre, mısır'da devlet kurumlarında ve kamuya açık alanlarda burka ve peçenin giyilmesini yasaklayan bir yasa tasarısı hazırlanıyor.

"peçe'nin islam'da yeri yok"

konuyla alâkalı açıklama yapan el-ezher üniversitesi'nde karşılaştırmalı hukuk profesörü amna nasır, peçenin islami bir gereklilik olmadığını ve islami olmayan kökenlerinin olduğunu savundu. nasır, peçe ve burkanın bir yahudi geleneği olduğunu ve kur'ân'la çeliştiğini de iddia etti.

geçtiğimiz günlerde mısır'da kahire üniversitesi rektörlüğü öğretim görevlilerinin peçeli ders vermelerini yasaklamıştı. rektör nassar, söz konusu durumun eğitimi olumsuz etkilediğini savunarak, bilhassa yabancı dil eğitiminde peçeli ders veren öğretim görevlilerinin son derece başarısız olduklarını iddia etmişti.

kaynak: dünya gündemi

yine devam edecek olursak

peçe


paylaş facebook'ta paylaş twitter'da paylaş google+'ta paylaş linkedin'depaylaş pinterest'te paylaş
kadınların sokakta gezerken yüzlerine örttükleri seyrek dokunmuş örtü, nikab; kovandan bal alırken yüze geçirilen ince tel kafes. peçe kelimesi italyanca "pezzeto"dan alınmıştır. peçelemek, bir şeyi belli olmaması, seçilmemesi için örterek gizlemek demektir. günümüzde ülkemizin bazı yörelerinde ve diğer bazı islâm ülkelerinde özellikle genç kadınların sokakta yabancı erkeklere karşı yüzlerine baş örtülerinden ayrı olarak, yüzü göstermeyen fakat bunu takanın dışarıyı görebileceği bir tül taktıkları görülür. kimi zaman da baş örtüsünün bir bölümü ile iki göz veya bir gözün dışında kalan yüz kısmı örtülür.

kadının yüz kısmının sokakta veya yabancı erkeklerin yanında örtülüp örtülmemesi problemini islâmî açıdan şu şekilde değerlendirmek mümkündür.

kuran-ı kerimde kadının örtünme sınırları şöyle belirlenir: ey peygamber! mümin kadınlara söyle gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını ve namuslarını korusunlar, açıkta kalan yerler dışında, ziynetlerini göstermesinler. baş örtülerini yakalarının üstüne indirsinler" (en-nûr, 24/31); ey peygamber! hanımlarına, kızlarına ve müminlerin hanımlarına söyle. (bir ihtiyaç için dışarıya çıkarken) dış örtülerini üzerlerine alıp örtünsünler. bu, onların başkaları tarafından tanınıp rahatsız edilmemeleri için daha uygundur" (el-ahzâb, 33/59); ilk cahiliye devri kadınlarının açılıp saçıldığı gibi açılıp saçılmayın" (el-ahzâb, 33/33); kadınlar gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar" (en-nûr, 24/31)

yukarıdaki ayetlerde bir "baş örtüsü", bir de "dış örtü" olmak üzere iki parça örtüden söz edilmektedir. baş örtüsünün yakaların üstüne inecek şekilde örtülmesinden amaç; kadının baş, saç, kulak, boyun, gerdanlık ve göğüs kısımlarının örtülmesidir. çünkü islâm'dan önceki arap kadınlarının başları tam olarak açık değildi. onlar baş örtülerini enselerine bağlar veya arkalarına bırakırlar, yakaları önden açılır, gerdanları ve gerdanlıkları açıkta kalır, ziynetleri görünürdü. dış örtü ise kadının vücûdunu örten, altını göstermeyen ve vücut hatlarını ortaya koymayacak şekilde bolca olan bir örtüdür.

yüz'ün örtülmesine ait ayetlerde bir açıklık yoktur. ancak "ziynetlerini veya ziynet yerlerini açmasınlar" ifadesinden, kadının yüzünün ziynet ve güzellik yeri olduğu düşünülerek bu kısmın örtülmesi gerekip gerekmediği islâm hukukçularınca tartışılmıştır.

hanefi ve mâlikîlere göre, örtünmeyi emreden ayette; "ziynetlerden açıkta kalan yerler müstesnâ" (en-nûr, 24/31) ifadesi; kadının sokakta örtmek zorunda olmadığı bazı yerlerinin bulunduğunu gösterir. bu yerler de yüz ve ellerden ibarettir. bazı sahabe ve tâbiîlerden bu görüş nakledilmiştir. saîd b. cübeyr, atâ ve dahhâk bunlardandır (bk. et-taberî, câmiul-beyân fî tefsîril-kur'an, xviii, 118).

bu konuda dayanılan önemli delillerden birisi de hz. âişe (r.anhâ) dan nakledilen şu hadistir: "ebû bekr (r.a)'in kızı esmâ (ö. 73/692), üzerinde ince bir elbise varken, allah resulünün yanına geldi. resulullah (s.a.s) ondan yüz çevirerek şöyle buyurdu:

"ey esmâ! kadın âdet görme yaşına ulaşınca şurası ve şurasından başka yerinin görülmesi uygun değildir. " o, bunu söylerken yüzünü ve ellerini gösterdi" (ebû dâvud, libâs, 31; kurtubî, el-câmi' li ahkâmil-kur'an, beyrut 1405, xii, 229).

diğer yandan kadının namazda ellerini ve yüzünü açık tutabileceği konusunda görüş birliği vardır. namaz dışında da bu yerlerin avret sayılmaması gerekir. çünkü namazda avret yerlerinin örtülmesi farzdır. bu yerlerin örtülmemesi, farz olmadığını gösterir. kadın hac'ta da el ve yüzünü açık tutmaktadır.

kadın iş yaparken, gerekli eşyayı tutarken ve hatta örtüsünü örterken bile ellerini açmaya muhtaç olduğu gibi, çevresini görme, nefes alıp verme bakımından yüzünü örtmesinde güçlük vardır. diğer yandan şahitlikte, mahkemede ve nikâh gibi muamelelerde yüzün açılmasına ihtiyaç vardır. bu yüzden "zaruretler kendi miktarlarınca takdir olunur" kaidesince bunların açılmasında bir sakınca yoktur (elmalılı, hak dini kur'an dili, istanbul 1960, v, 3505, 3506).

şâfiî ve hanbelîlere göre yüz ve eller de avret yeri sayılır. onlara göre, "ziynetlerini açmasınlar" ayeti, ziynetin açılmasını yasaklamaktadır. ziynet de ya yaratılıştan olur yüz ve eller de bu kapsama girer. ya da dışarıdan süsleme şeklinde olur. elbise, mücevherat, boyama, kaş yakınma gibi. ayet, ziynetlerin açılmasını mutlak olarak yasakladığına göre, yabancı erkeklerin yanında ziynet sayılan yerlerin açılmaması gerekir. bu iki mezhep, "ziynetlerden açıkta kalan kısım müstesnâ..." ifadesini kasıt ve tasarlama olmaksızın kendiliğinden rüzgar, bağın çözülmesi vb. sebeplerle örtünün açılması şeklinde te'vil etmiştir (muhammed alî es-sâbûnî, tefsîru âyâtil-ahkâm, dımaşk 1397/ 1977, ii, 155).

hadisten dayandıkları deliller şunlardır: cabir b. abdillah, "allah elçisine, ansızın bakışın durumunu sordum. "gözünü çevir" buyurdu" demiştir (ebû dâvud nikâh, 43; tirmizî, edeb, 28; ahmed b. hanbel, iv, 358, 361). ansızın bakılan yerin, kadının eli ve yüzü olması akla ilk gelen husustur. abdullah b. abbas (r.anhümâ)'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: "allah resulu, fadl b. abbas'ı hacda terikesine almıştı. fadl, güzel saçlı ve yakışıklı bir genç idi. bir kadın gelip allah resulünden fetvâ sordu. fadl ona bakıyor, o da fadl'a bakıyordu. allah resulü, fadl'ın yüzünü öbür yana çevirdi" (buharî, meğazî, 77; hac, i ; müslim, hac, 407).

buradaki örtme, fitneye düşme, yani zinaya yol açma tehlikesi yüzündendir. ancak hadislerde "kadının yüzünü örtünüz" veya "kadının yüzü de avrettir" anlamı açıkça ifade edilmemiştir. bazı sahabilerin kadınlara şehvetle bakmaları veya anlamlı bakışlarıyla kadınları rahatsız etmeleri önlenmek istenmiştir. böyle bir fitne korkusu doğunca, mümin kadınların da iffetlerini koruması ve erkeklerin dikkatli bakışlarına hedef olmaması amaçlanmalıdır. sahabe hanımlarının yüzlerini örttükleri açık olarak nakledilmediği için, bu konuda bir icma'ın varlığından söz edilemez. belki genç ve güzel bazı bayanların, erkeklerin rahatsız edici bakışlarından korunmak ve gönül dünyalarını daha temiz tutabilmek için başvurdukları bir korunma biçimidir (bilgi için bk. kurtubî, a.g.e., xii, 229 vd.; es-sâbunî, a.g.e., ii, 154 vd.; et-taberî, a.g.e., xviii, 118; muhammed eyyûb kâkül, 2. baskı, suriye t.y., s. 27 vd.; elmalılı, a.g.e., v, 3505 vd.; ibrahim cemel, müslüman kadının fıkıh kitabı, terc. beşir eryarsoy, istanbul 1989, s. 124 vd.; faruk beşer, hanımlara özel ilmihal, istanbul 1989, s. 243 vd.).

hamdi döndüren
kategori:
p
18774 kez okundu

ve ayrıca bir dipnot:yukarıdaki yazılanların bir ben denizin düşüncelei olmayıp çeşitli islam alimlerinin düşünceleridir.
1 /