yalnızlığı tercih etmiş insana loser demek

leonardo da dinci leonardo da dinci
nedense bu 'tercih' genelde doğuştan geliyor. sosyal biri olup 30 yaşında "ben artık yalnızlığı tercih ediyorum" diyen var mıdır? vardır ama hint fakiridir o da. saygı duyulasıdır. ancak kalanların çoğunda psikolojik problemler olması muhtemeldir. bir arkadaştan biliyorum.

ister sosyal fobi deyin, ister sosyal izolasyon, duygusal yoksunluk gibi kavramlarla adlandırın ama mutlaka bir pürüzü vardır onun. o kişi bunu belli bir aşamadan sonra kabullenir ve kendi kimliği addeder. sonra da "ben buyum, böyle yaşamayı tercih ediyorum" der. çünkü diğer türlü hem yalnız hem de mutsuz olur. en azından yalnızlığını benimseyince kendiyle mutluluğa ulaşma şansı olur.

demem o ki, bazılarımız ya doğuştan loserdır ya da loser olmaya zorlanmıştır.

dünyanın tüm loserlarına selam olsun.
3
tuzukuruhahahi tuzukuruhahahi
eskiden olsa "salak mısın hadi dışarı çık hayat yaşamaya değer heyo heyo" der, işaret parmağımı çapraz gelecek şekilde bir sağ belime bir sol belime değdirir kaçıverirdim. o "loser"la asla zaman kaybetmezdim. ama eskiden olsa...
şu anki düşüncem bunu ister tercih etsin, ister zorunda kalsın hakkıyla yaşayabiliyorsa ne mutlu ona. kafası rahat eder.
az insan çok huzur. öyle güzel bir laf ki, halıya işle duvara as.
ürkek ürkek
hayata bakış açısıyla şekillenen bir durum. yaşanmışlıklar doğrultusunda baş kaldırmak yerine kabullenme durumu bir nevi. ben yeryüzünde hiçbir insanın yalnız kalmak isteyeceğini sanmıyorum. yalnızlık o şiirlerde konu olan, sosyal platform sayfalarınızı süsleyen bir olgudan ibaret değil ne yazık ki. yalnız olan bir insanın yalnızlığını paylaşması, yalnızlıktan ziyade insanlara bir şeyler kanıtlama çalışması değil mi? yalnızlığa kendini teslim eden bir insan etkileşim kurmak istemez. ister reel ister sanal ortamda. gerçekten yalnızlığı hedeflemiş insana ulaşamazsınız.

ve ben mutlak bir yalnızlık sürecenin olduğuna da inanmıyorum. geçiş evresi gibi bu dönem. hayata olan, insanlara olan ve her şeyden sevgiye dair inancını kaybetmesine rağmen günün birinde kabuğundan çıkabilecek bir umudu besler içinde. neden olmasın? belki günün birinde derdine derman olabilecek iki kol arasında bulur kendini. pişmanlığı duyar mıyım diye düşünmeden anlatır belki...umut ettikçe yaşar insan, sevildikçe yeşerir.

yaşam döngüsü...zaman zaman insanın başına gelen...
postmaniac postmaniac
kurbağanın gördüğü kuyunun ağzı kadardır.napsın garip kendi yaşam formundan fazlasına kafası basmıyor.bazı insanların tercihi budur hemşehrim..yanlızlıktan hoşlanır.insan evladından tiksinir bu kadar basit.mesela ben çok dışarı çıkmaktan hoşlanmam neden çünki ev kirası o zaman boşa gidiyormuş gibi hissediyorum...