yalnızlığın esas nedeni

1 /
frejya frejya
bilinçaltında sevilmeye lâyık biri olmadığına inanmak bu sebeple ister istemez yürümeyecek ilişkilere başlamak ve yalniz kalmak.

ikinci olarak kendini yeteri kadar sevmemek haliyle başkasını da sevememekden ötürü gelen durum.
2
matizx matizx
uzun süre büyük bir yalnızlığın içerisinde olan insanlar kesinlikle psikolojik olarak büyük bir sıkıntı içerisindedir, bir an önce deneyimli ellerden yardım almaları gerekir. kesinlikle geçmez diye bir durum yok, allah kaldıramayacağınız bir derdi vermez, ve çevrenizde bir çok insan var hala yalnız hissediyorsanız, yine dediğim gibi kesinlikle doktora görünmeniz gerekiyor, başka şeylerde deva aramayın, doktordan utanmayın çekinmeyin, aileniz size deli damgası falan da vurmaz, en cahil kafa bile bu ruhsal durumlara karşı tutumlu davranıyor. o yüden çekinmeyin.
nickini unutan kız nickini unutan kız
artık o kadar yoruldum ki bunun nedenini aramaktan, nedenini bulsam bile ortadan kaldırmaya çabalayacak gücüm kalmadı. yoruldum lan yaşamaktan.


not: korkmayın kendimi öldürmeyeceğim, o kadar da değil.
nhutsiste nhutsiste
yalnızlığın esas nedeni aşağıdaki gibi de betimlendirilmektedir;

'başkaları cehennemdir.' bu böyledir yani. çelişir gibi görünür ancak insanın hoşuna gider, inanır gibi yaparsın ona da yürek yetmez.

bahsi geçen şahıs, bahsi geçen koşullarda ve bahsi hiç geçmeyen - bu kısım tam bir muammadır - zamanda; yalnızlık ile ödüllendirilir. başlarda ve en başlarda yürüyebilir haldesindir. bu zamandan sonra, artık zaman 'yalnız kişisinin fazları' şeklinde birimlendirilir, yani bir diğer faza geçersin. ancak yirmi dört saatlik dilimden, bu faz birimine geçildiği için okuyanı bulunduğu satıra getiren cümlelere hakim belirsizliğe varırsın. 'kaydının tutulmasına gerek olmayan zamanlar dünyası' şeklinde de geçer bazı kaynaklarda. bildiğin fantastik bir yerdir, daha önce kesin gelmişsindir. neden yalnızım sorusu yerini neden'le başlamasa da birinci tekil katliyle sonuçlanan cinayet senaryolarına bırakır.

tatlış bir yerdir - şaka şaka - değildir. sanırım tatlış'ın anlamına henüz vakıf olamadım. ve sanıyorum ki bunun yalnız olmamla doğrudan bir bağı var. ve bakıyorum bahsi geçen tatlış kişisi başka bir kişiye tatlış diyor. hayır hayır, benim içimde o tür bir nefret yok. bende başka türlüsü var. benimki daha terapatik - böyle bir kelime var mı? varsa nasıl yazılır? ve son olarak, maveraünnehir nereye dökülür? iltihap gibi. roaccutane - bunun yazılışına baktım - gerektirir. ilaç nüfus kağıtsız, karısı zararsız bir memurdan temin edilir. konumla çalışır. yalnızlık sevdalısı, siyah bir top olarak resmedilmiştir. yazılımın ahlak anlayışı vardır ve 2 den öte boyuta geçmemektedir. mümkün olsa bu ikisini de kullanmayacak şekilde programlanmıştır. halbuki aplikasyon der geçersin. evet, sağa ya da sola geçersin. önce kola ve ele atfedilmiş kişisel organizasyon artık baş parmağa devredilmiştir. aynı işlevi görmez sanmak naiflikten gelir sanırsın ama oraya hiç uğramaz. kaydının tutulmasına gerek olmayanlar dünyasında bu, lanet olarak adlandırılır. teknoloji olarak yazılır, relationship diye okunur. anlaşılacağı üzere okuma yazma oranı savaş coğrafyaları kıvamındadır. hal bu olunca da kişi sadece bir soruya tutunur ama sonra bırakır. çünkü baş parmağı ağrımaktadır. ağrı onu oyalar, o ağrıyı ovalar.

ve gelir bahar ayları, sorunun cevabı tam da bu bahara kalır ve kalbinin altında - midenin üstünde ağrı olarak cereyan eder. alnına dayadığın silahın namlusunu başkasına doğrultmak istersin. ruhsatlı mı yoksa ruhsatsız mı gibi mevzulara gerek yok, her ikisi de temin edilebilir şeyler. ama bu bildiğin su tabancası. zararsız, plastik ve mavi. nedense? belki içinde su bile yok. akordun pesten vermektedir?(1) ancak sen hala su tabancasındasındır. bu döneme - bahar - giriş, törenlerle karşılanır, genelde. karanlık bir sokakta yalnız yürünür, tören bandosu yavrulama çabasında olan kediler tarafından oluşmaktadır. işte geçtiğin bu sokağın sonundaki ev senin evindir. evindir dediysem, o da lükstür. bu da bilinir. en azından artık öyledir.

pencereni açınca, kaldırımlarda sigara içen kedilerle göz göze geldiğin bir seviyeden görürsün başkasını.(2) kullanılmış sallama çayı, kaldırımda sigara içen kedi için, hemen pencere önüne bırakırsın, nasiplensin diye.(3) yol zor ve çetrefil nedir? hava koşullarının iyileşmesi sebebiyle gök cisimleri daha görünür haldedir. bu dönem astronominin zirve yaptığı dönemdir. şairlik olarak da baş gösterir. (4) kendini bi şair sanan kişinin, genç yaşına rağmen, numaralı gözlüğüne ip takmasıyla şenlenen vaziyet işte budur. kişinin bunu fark edişiyle ve üzerine eklenen, bahsi geçen ip mevzusunu da yazmak istemesiyle de taçlandırılır.

velhasıl kelam, artık yalnız olmayan da yalnızdır.



yazarın notu:
tüm olay işimle alakalı bir mevzu dolayısıyla ip taktığım gözlüğü, işim sonlanmasına rağmen ipini çıkarmamış olmam üzerinedir. bende yaşlılık - tabi ben bunu ölüme yordum - hevesi mi var sorusuna da bağlarım diye cihazın başına oturdum. bu başlığı görünce de, ne kadar da ilintili diye düşünüp durmayım da yazayım dedim. yazdım.


çevirmen botu:
1- yazar burada, "gelir bahar ayları, gevşer gönül yayları" içerikli halk türküsüne atıfta bulunmuştur. insanı, bir müzik aletine benzetmiş ve genellikle bam teli ile özleştirilen gönül yayının gevşekliği üzerine gevezelik etmiştir. gereksiz bir şey yapmış, bence.
2 - yazar bu koşullarda yaşamamaktadır, mübalağa yöntemiyle prim toplamayı amaçlamıştır. bunu bizzat, yüzüme söyledi.
3 - tabi ki, bu da palavra.
4 - yazar bu noktada, şairliği kesinlikle tasvip etmediğini söyledi. ben de bu fikrine kesinlikle katıldığımı belirttim kendisine, şimdi de sizlere belirtmek istedim.
3
eskidenburalardutluktu eskidenburalardutluktu
şimdi bir kadın düşleyelim arkadaşlar.

dizleri huzur kokan. ellerinden ala tarak bulamayacağın.

teninden yumuşak bir ipek yok, nefesi antalyada temmuz sonu, sesi bütün şarkılardan güzel, gülüşü dünya kupası finalini izlerken o cehennem sıcak temmuz akşamında içtiğin buz gibi bira kadar çekici...

çok seviyorsun, ölürsün onun için, ateist olsan da 5 vakit namaz kılarsın senin kalması için gerekse. öyle de tanıyorsun ki çünkü tanıman için anlatması gerekmiyor. içinden bir ses sorduğun her soruya ideal cevabı vereceğini biliyor. güveniyorsun, çünkü bildiğiniz gibi melekler henüz bir dolandırıcılık olayına karışmadı.

şimdi kaybedin onu.
üzerinize afiyet yarak bulursunuz bi daha.

işte sebebi budur.
1 /