yanılmak

1 /
şorşak kirpi şorşak kirpi
en iyi metaforu "flashback" olan durumdur. "aaaa, zaten şu olmuştu"lar sarar dört yanınızı. "bir de şu", "bir de bu" denizinde yüzmeye çalışmaktır yanılgı. boğulalım. belki o zaman biraz açarız gözlerimizi.


(bkz: yine mi)
roselife roselife
bazen çok istediğiniz ama gerçekleşmeyen fiildir.

yanılmak istersiniz içten içe. elinizdeki ip uçlarının boş çıkmasını, hiçbir şeyin düşündüğünüz gibi olmamasını dilersiniz. o öylesine berbat bir histir ki hem bildiğiniz bir şey karşınızda duruyordur hem görmek istemezsiniz.

ip uçları öylesine kuvvetli değildir. dikkat etmeseniz, peşine düşmeseniz mutlu mesut yaşarsınız belki de ama hisleriniz, bu sefer de yanılmadığınızı gösterecektir belli bir süre sonunda.

mesela; bir daha yalan söylemeyeceğine sizi ikna eden sevgiliniz, bir gün nerede olduğunu ya da neden ulaşılamadığını kendince mantıklı sebeplerle açıklar. siz bazı saçmalıkları yakalarsınız ama susarsınız. elinizde sağlam veriler olmadan sevgiliyi yalancılıkla suçlamak sizi kötü bir duruma düşürecektir. gel zaman git elinize bazı şeyler geçer. yalan olduğunu desteklemektedir veriler. ama siz duymak ya da görmek istemez, sevgilinin söylediklerine inanmak ve yanılmak istersiniz düşüncelerinizde.

malesef yalancının mumu yatsıya kadar yanar sözü doğrudur. er ya da geç tüm yalanlar anlaşılır. yanılmadığınızı görürsünüz. huylu huyundan vazgeçmez. insanları değiştiremezsiniz. bir insanı ya olduğu gibi kabul edersiniz ya da en temizinden çeker gidersiniz.
zeus zeus
"yanılmak mutlak bir ifadedir, derecelendirelemez" diyenlere karşı şunu sunuyorum:

biraz yanılmak: domates bir sebzedir.

çok yanılmak: domates bir asma köprüdür.
küçük hanım küçük hanım
bazen inatla, ısrarla kabul edilmez bu durum. yok ya bu kadar değil, bu derece yanılmış olamam dersin. bin defa yanılır, yeni binlere de gel gel yaparsın. kendi inandıklarını yıkarsın aslında. kendi beklentilerinden yanılırsın en çok. içini deşersen yarattığın suretin, elbet görürsün kanı, kini, irini..

"yanıldım...
bütün mevsimler yazdı sandım
kırmızı bir kuşun peşine takılan küçük çocuklardım..
ne fena."

altay öktem
mandorla mandorla
yanılmak, doğruya inanmamak ve gerçekleri görememektir.

yaşanamamış olanlar birikti. yokluk, var olamayış... bütün hiçlikler birikti. anlatacak çok şey var. mesela, hiçbir şey. nasılda hiçbir şeydi her şey, nasılda azdı çoklar! koşsam yorulmazdım. koşmadım, dökülüyorum.
harman pardon la harman pardon la
yanmakla ilintili olan, gerçeklik ile gerçeklik öncesi algı arasındaki uçurum, ağacın kabuğu ile elmanın tadının farklı olması, hayal ile somutun farkını özetleyen kelime.
1 /