yap işlet devret

1 /
zeus zeus
yap-işlet-devret mantığı; bir kamu alt yapı yatırım veya hizmetinin finansmanı özel bir şirket tarafından karşılanarak gerçekleştirilmesi ve kamu tarafından belirlenen bir süre için işletilmesi ve yine bu süre içinde ürettiği mal veya hizmeti, tarafların karşılıklı saptadıkları bir tarife uyarınca kamu kuruluşlarına satması ve sürenin sonunda işletmekte olduğu tesisleri bakımı yapılmış, eksiksiz ve işler durumda ilgili kamu kuruluşuna devretmesi diye tanımlanabilir..

detaylı bilgi için; (bkz:http://www.ydk.gov.tr/seminerler/turkiyede_yid_modeli.htm#t2
azwepsa azwepsa
misal şöyle bi durum var: azwepsa çok uzaktaki işine gidebilmek için bi arabaya ihtiyaç duyuyor. cebinde araba alacak parası yok. gidiyor bir x kişisiyle anlaşıyor.

- x adamım gel seninle bi iş yapalım.
- yapalım anasını satayım.
- bana araba al!
- sie len!
- dur daha bitirmedim teklifi.
- devam et bakalım.
- sen şimdi bana arabayı al. her sabah beni işe bırak, akşam da al.
- yok ebenin amı!
- dur be! bitmedi daha.
- ee?
- iki sene böyle dev am etsin bu.
- siktir lan ordan. kendin al.
- ya bi dur ya.
- de hadi.
- beni bıraktıktan sonra, sabah ve akşam arabayı kirala, taksi olarak çalıştır, naparsan yap. parası senin olsun.
- eee. iyiymiş.
- işine geldi di mi, köftehor!
- ehi ehi.

bunun üzerine ayrıntıları konuşurlar. azwepsa istediği arabayı, modeli söyler. pazarlık ederler bi tane röno meganda anlaşırlar. rengini konuşurlar, aksesuarlarını konuşurlar. sonra iki sene sonunda teslim koşullarını konuşurlar.

- xim benim. şimdi öncelikle arabayı çarpma etme, teslim edilebilecek bi araba olsun.
- olsun tabi. allah kazadan beladan korusun.
- amin... sonracıma bi arıza, bokluk olmasın. canavar gibi çalışsın.
- peki amıniyim.
- iğrençsin ya. biraz insan gibi konuş. allah allaaaah. sonra motora bi bakım yap.
- o mesele değil.
- ok mi?
- ok.

el sıkışırlar ve kol kola girip neşe içinde bir otogaleriye giderler. orada arabayı alırlar ve bismillah deyip kontağı çevirirler. x kişisi, iki sene boyunca azwepsa'yı işinden evine, evinden de işine taşır. evinden taksim'e taşımaz ama. hele hele gecenin 3'ünde taksim'den alıp eve hiç getirmez. (ipne!) öte yandan arabayı iki sene boyu kiralar, bi şekilde işletir. arabaya verdiği paranın 2 katını kazanır. elindeki bi arabalık birikimi iki sene zarfında parça parça iki araba parası olarak geri döner. çocuğun okul masrafı, hanımın kuaför masrafı çıkar. iki sene sonra da azwepsa arabanın anahtarını alır eline. artık araba onundur da... nerden çalışıyodu bu silecekler mk?

bu arada projeyle ilgilenebilecek her x kişisine selam ederim. merabaaaa. ayrıyetten konuşur anlaşırız. tata bilem olur. teşekkürler şimdiden
azwepsa azwepsa
devlet adına çok güzel bir yatırım yöntemidir. devlet kasasından "birşey çıkmadığı" için çok tercih edilir kamu ihalelerinde. ama sanmayın ki devlet kasasından para çıkmıyor diye burada yolsuzluk falan olmaz. devletin milletin hakkını yemeye de çok açıktır.

misal bi havaalanı yaptıracaksınız. fizibiliteyi yaptınız. kendi paranızla 4 senede inşa edip 6 senede de kendini amorti ettiğini buluyorsunuz. ama milyar dolarları cepten çıkarmaya gerek yok. öyle bir şartname hazırlarsınız, ihale katılımcılarını öyle bir beslersiniz ki ihaleyi alan firma 20 sene işletme hakkını da alır.

tamam, bunu yapan firma da elbette kazansın, kar etsin ama 20 sene? hani olmaz ya; yolu kesilen bir firma burayı size 15 senede devredebilirdi diyelim. işte orada devletin oradan elde edeceği 5 senelik gelir panpanın cebine girer. işte o beş senenin geliri bu devletin ve milletin hakkıdır, yandaşa peşkeş çekilmiş olur. ancak başta kasadan para çıkmıyor olduğu için kolayca "yolsuzluk devlet kasasını söğüşlemekle olur. burada öyle bir şey var mı? sadece bir iki bakan rüşvet yemiş firmadan. firmanın parası, milletin değil yani." diye kıvırabilirsiniz.
tanrım sana geliyorum tanrım sana geliyorum
bir soruna çözüm olması beklenen girişimle başlayan yap-işlet-devret modeli, kamunun, kar payını vatandaştan çıkarması beklenen sistemdir. iyi hesaplanmadığında ise devletin, bu sefer çok büyük borçlar altına girip kullanıp kullanmayan herkesten bunu tahsil edeceği sisteme dönüşür. devletin hiç bir soruna çare olmayan ama sürekli kullandığı sistemdir. konu ile ilgili yazıda da belirttiği gibi imf yerine firmalara borçlanan bir devlet var!

kaynak: avrasya tüneli ve john perkins'in sözleri. anlayanlar, anlamayan embesillere lütfen anlatabilir mi? dünya bankası'nın kredi işleyişinde görev almış bir kişi olan amerikalı ekonomist john perkins şunları söylüyor; "kendi arabasını yapamayan ülkeler... biliyomuydun

dünya bankası'nın kredi işleyişinde görev almış bir kişi olan amerikalı ekonomist john perkins şunları söylüyor;

"kendi arabasını yapamayan ülkeleri borçlandırıp otobanlar yaptırırız. sonra onlara arabalarımızı satarız. sonra bankalarını satın alırız. o bankalardan halka ucuz kredi verip daha çok araba almalarını sağlarız".

bu sözler, türkiye'de uygulanmakta olan ulaşım politikasını açıklar niteliktedir. kimi insanlar; köprülere, otoyollara ya da tünellere bakıp gördüklerinden etkileniyor ve bu "büyük eserleri" ülkeye kazandıranları takdirle anıyor. bu yatırımları hayranlık duyguları içinde izliyor. bilgi ve bilinçten yoksun bilinçsiz insanlar için bu sonuç olağandır.

görüntü etkileyici, yaymaca (propaganda) yoğundur. arabasının olmaması, köprüyü ya da tüneli kullanmaması duygularında bir değişiklik yapmıyor. ülkeyi iflasa götürecek bir borç yükünün altına girildiğini, sonuçların kendi yaşamını olumsuz etkileyeceğini aklına getirmiyor. bilgisizliğin yol açtığı körlük; öngörüsüzlüğü ekonomik alandan çıkarıyor ve toplumsal alana taşıyor.

olaylar arasında bağ kurulamıyor. aldatmaya dayalı siyasi yaymaca, sorgulama ve ileriyi görme yetisini yok ediyor. üretimden kopuk, zengin işi bu pahalı yatırımları yaptıranları, büyük işler yapan büyük insanlar olarak değerlendiriyor.

avrasya tünel projesi

5,4 kilometresi deniz tabanı altında. 9,2 kilometresi yol genişletme ve iyileştirme çalışmalarından oluşuyor. çapı 13,7 metre. iki katlı; 2 gidişi ve 2 gelişi var. yalnızca binek arabalar ve küçük minibüsler geçebilecek. maliyeti 1 milyar 245 milyon dolar. şirketin özkaynak yatırımı 285 milyon, kredi tutarı 960 milyon dolar. kredide hazine garantisi var, şirket borcunu ödemezse devlet ödeyecek. yapımcı şirketin imtiyazlı kullanım süresi 26 yıl (25 yıl, 11 ay, 9 gün).

geçiş ücreti 2017 için, (tek geçiş) binek arabalarda 4, minibüslerde 6 dolar. tünel, kent içi geçiş olduğu için, ücreti gidiş-dönüş olarak hesaplamak gerekiyor. yani, gerçek kullanım ücreti, bugünkü kurla otomobillerde 34, minibüslerde 48 ytl. tünel geçiş ücretleri, her yıl abd tüketici fiyat endeksine uygun olarak artacak. devlet, yılda 25 milyon geçiş garantisi vermiş. bu kadar araba geçmese bile, hazine bu parayı ödeyecek.

yap-işlet-devret ve türkiye

yap-işlet-devret'i ilk kez, 19.yüzyıl sonu ve 20.yüzyıl başında ve devret'i olmadan osmanlı imparatorluğu uygulamıştı. yabancı şirketlerle işletme imtiyazları veren ve borçlanmaya dayanan bu uygulama imparatorluğu yıkıma götürmüştü. istanbul'datramvay ve tünel işletmeleri, elektrik ve gaz idaresi, haydarpaşa liman işletmesi, izmir'de liman işletmesi, göztepe tramvay işletmesi yabancı şirketler tarafında yapılmış ve işletilmişti.

akp'nin yol-köprü politikası, çok özendiği osmanlı uygulamalarına benzemektedir. o dönemde padişahların yaptığını şimdi, üstelik daha ağır koşullarla akp yapmaktadır. bugün, yabancı ortaklı şirketlere; yüksek kar, kullanımda imtiyaz, kredide devlet güvencesive şirket gelirlerine kar garantisi verilmektedir.

19.yüzyılda, istanbul'daki tünel'i ingilizler yapmıştı, yavuz sultan selim köprüsü'nü bugün italyanlar yapıyor. haydarpaşa limanı ve bağdat demiryolu'nu 20.yüzyıl başında almanlar yapmıştı, izmit osmangazi köprüsü'nü, bugün fransız ve isviçre şirketleri planlıyor, italyan şirketi yapıyor. izmir limanı'nı ve izmir-bandırma demiryolu'nu 19.yüzyılda fransızlar yapmıştı; ankara-konya hızlı treni'ni çinliler, avrasya tuneli'ni güney koreliler yapıyor.

mali yük

akp, yönetime geldiği 2002'den bugüne dek, yap-işlet-devret adı verilen yöntemle çok sayıda yol, köprü ve tünel yaptırdı. göz boyamaya dönük bu yatırımlarda öne çıkan özellik, tüketime yönelik olması ve türkiye'yi büyük bir borç yükünün altına sokmasıdır. kurulu olan; fabrika, maden işletmesi, rafineri gibi üretim yapan birimler satılıp, yol ve köprü yapılmaktadır.

akp, son 6 yılda yaptığı yap-işlet-devret anlaşmalarıyla yabancı ortaklı şirketlere 144 milyar dolarlık1 hazine garantisi verdi, yani borçlandı. bu borcu, yatırımı kullanan türk halkı, olmazsa devlet ödeyecek. türkiye'nin, büyük bölümünü akp'nin yaptığı iç-dış borç toplamı 690 milyar dolar.2 bu büyük borç, osmanlı'da olduğu gibi, türkiye'yi siyasi çözülmeye götürecek. oysa, cumhuriyet, borçlanmak bir yana borç ödemiş ve 1946'ya dek borçsuz bir ülke yaratmıştı.

devlet garantisi

enerji ve ulaşım alanında yaygınlaşan yap-işlet-devret'in, devlete getirdiği zarar şimdiden ortaya çıkmaya başlamıştır. istanbul'un su gereksinimi için 480 milyon dolara ihale edilen yuvacık barajı'nda, hazine garantisi nedeniyle devlet, almadığı suyun bedeli olarak şirkete yılda 220 milyon dolar ödüyor. bu ödeme 13 yıl sürecek.3

benzer durum doğalgazda yaşandı. devlet, almayı taahhüt etmesine karşın kullanamadığı doğalgaz için rusya, iran ve azerbaycan'a üç yılda 2 milyar 999 milyon lira ödedi.4

ankara esenboğa, milas-bodrum ve zafer bölgesel havalimanı'nda garanti edilen yolcu sayılarına ulaşılamadığı için, işletmeci şirketlere bugüne dek 37,9 milyon euro yani 125 milyon lira ödeme yapıldı.5

"dünya'nın en büyük havaalanı" savıyla başlanan ve 22 milyar 152 milyon avro bedelle ihale edilen istanbul 3.havalimanı'nın maliyeti, yapılan değişiklikler nedeniyle ilk 9 ayda 12,9 milyar dolar arttı.6

tünel'i kullananlar

arabası olmayan, yayalara kapalı olduğu için kullanamayacak, belki de hiç görmeyecek insanlar, avrasya tüneli'nin ödemelerine katılacak. çünkü devlet, şirketlere kar garantisi vermiş durumda. tünel'den yılda 25 milyon araba geçmezse aradaki farkhazine tarafından ödenecek. hazine'yi ise türkiye cumhuriyeti yurttaşlarının tümü oluşturuyor.

arabası olup tünel'i kullanacak olanları ise yüksek bir bedel bekliyor. kazlıçeşme'dengüztepe'ye işe giden bir kişi gidiş-geliş 34 ytl ödeyecek. göztepe'ye "15 dakikada" gidecek ama 2017 yılı için ayda 1000 ytl tünel parası verecek.

büyük kar

avrasya tünel projesi'nin ihale bedeli 1,245 milyar dolardır. bunun 2011'deki karşılığı o yılki ortalama kur üzerinden 2,35 milyar ytl'dir. tünel'den geçiş ücreti 2017 için otomobillerde 4+kdv (17 ytl), minibüslerde 6+kdv (24 ytl) olarak belirlenmiştir. belirlenen bedelleler, 26 yıl boyunca hiç artmasa, dolar hiç değer kazanmasa bile, halkın ödeyeceği para 12,1 milyar ytl'dir. oysa, biliyoruz ki, geçiş ücretleri artacak, dolar değer kazanacak. şirket kasasına akan para, dudak uçurtan rakamlara varacak.

sözleşme, şirket kazancını sağlama almış ve ücret artışını abd tüketici endeksinebağlamıştır. bu endeks, 2016 için yüzde 1,6'dır. avrasya tüneli adıyla ve 26 yıl boyunca, türk halkına yüklenen mali yükün boyutunu, toplama çarpma bilen herkes bulabilir. bu işi yapanlar, çok büyük rakamlarla karşılaşacaktır.

borçlanarak yapılan; köprüler, yollar, tüneller ve saraylar; sınırsız israf ve yağmaya dönüşen talan, türkiye'yi osmanlı'nın gittiği yola sokuyor. eskiden olduğu gibi bugün de, borçlanıp yol ve saray yaptırılıyor. tehlikeli gidişi görmeyip alkışlayanlar, yakın gelecekte gerçeklerle karşılaşacak ve sıkıntılı sonuçlara ülkenin tümüyle birlikte katlanmak zorunda kalacaktır.

"köprüler tuzağı"

göç alan ve plansız gelişen kentler, arazi rantını gelir kaynağı sayan kişiler tarafından yönetildiği sürece; ne kadar köprü ve tünel yapılırsa yapılsın, ulaşım sorunu çözülemez. her köprü yeni bir köprünün, her tünel yeni bir tünelin hazırlayıcısı olur. ilk köprü 1973 yılında açıldığında istanbul'un trafik sorunu çözülecek denmişti. 40 yıl içinde 2 köprü, 2 tünel daha yapıldı ama istanbul'un trafik sorunu çözülemedi. günümüzdeki yönetim anlayışı değişmediği sürece de çözülmeyecektir.

köprüler, tüneller, ulaşımı azaltmaz kendi trafiğini yaratır; çünkü köprüleri, tünelleri kullanan insanlar değil, insanları taşıyan araçlardır. her köprü, yeni yerleşim alanları açacağı için taşınan yolcu sayısını ve yolcuyu taşıyan araç sayısını arttıracaktır.

yapılan her köprü, yapılacak yeni bir köprüye gerekçe oluşturacak ve yeni bir yolcuartışını başlatacaktır. istanbul boğazına birinci köprü 1971'de yapılırken, mimarlar odası, "bu bir köprü tuzağıdır, yeni köprüler yapılacaktır" demişti. mimarlar odası haklı çıktı. kuşku yok ki, bu gidişle ve uzun olmayan bir zaman içinde yeni köprüler, yeni tüneller gündeme gelecektir. su havzaları ve ormanlık alanlar yok edilerek yeni yerleşim bölgeleri açılacak, her iki yakada artan nüfus, trafikte yeni sıkışmalar yaratacaktır.
a good day to die a good day to die

elcordobez elcordobez
devletin kalkınması için halka mucize olarak sunulan ucube kurumdur. ismi lugatlarda sistem olsa da son 20 yılda halkı milyar milyar soymanın kurumsallığı haline getirilmiştir.

bu sistem devletin veya halkın kalkınması için bir mucize olmasa da siyasi iktidarların yandaş mütahitlerini semir semir semirtmesi için mucizedir. mucizeye bakın ki bu sistem içine girene kadar çaycıya bile borçlu olan şirketler çok kısa sürede dünyanın en büyük 100 şirketi arasında yer alırlar. maşallah allah daha çok versin ama gözümüz yok diyemiyorum, zira para bizden sömürüldüğü için gözümüz var. para bizden çalınıyor diye bir ifade kullanamamaktayım. zira bu kat be kat faiş sömürü tamamen yasal.

malum kişi meydanlarda imf'ye allah kuruş borcumuz yoktur diyor ve bu doğrudur. ama bugün kimsenin şefaflık gibi bir derdi olmadığı için bu şirketlere ne kadar borçluyuz tam olarak bilmiyoruz. hatta eylül, ekim ayı gibi çaresiz çağırılacak imf'nin bile bu borç karmaşası içine girmek istemediği konuşulmaktadır.
heboslukyokyani heboslukyokyani
özelleştirmeler toplumun geçmişini satmaktır, geleceği etkiler..
kamu özel ortaklığı (köi'ler) devletin geleceğini satmaktır.

yap işlet devret (yid), köi'nin dallarından sadece biridir. ülkemizde uygulandığı hali dünyanın hiç bir yerinde uygulanmamaktadır. son olarak meşhur köprü, otoyol ve hava alanları yap işlet devret değil bir köi modeli olup aralarındaki fark köi toplumun daha aleyhinedir.

en basit örnek yap işlet devrette, kamu alım ya da gelir garantisi yoktur. bu olduğu durumda kamu özel işbiirliğine girer.

ör: bakkal açacaksınız yid'de devlet araziyi verir, siz bakkalı inşaa edersiniz ve belirlenen tarihler arasında işletir, süre sonunda kamuya devredersiniz. o arada battınız zengin oldunuz kamunun umrunda olmaz.
köi: bakkalı aynı şartlarda açtınız ve devlet dedi ki "yıllık kazancın minimum 100 tl olacak, altında kaldığı durumda ben aradaki farkı vereceğim" der.
1 /