yaş aldıkça daha açık sözlü olmak

müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
naif olan ince düşünen insanın onca naiflikten sonra kendi kendine verem olmasıyla başlayan süreç olabilir. çünkü bir yerden sonra frenler tutmaz tabii.
köşeli sözleri millet anlasa da anlamıyor ya gayet sade bir şekilde söyledikten sonra şimdi onlar düşünsünün rahatlığı oluyor en azından. zira diğerlerine zaten bir şey olmuyorsa en azından içinizde dert olmasın.


açık sözlü olmak iyidir. kalp kırmamak, incitmemek falan insan olanlar için geçerli. duvar olanlara bir şey olmaz merak etmeyin. kesin bilgi.
topalkırkayak topalkırkayak
insanları daha az umursamaktan kaynaklanır. " bunu söylesem olur mu acaba " diye düşünmeyip, bodoslama söylüyorsun. en azından arkandan söylemedim diye savunabilirsin.

ben mesela çocukken patavatsızmışım. daan diye ağzıma geleni söylermişim. aklım ermeye başladıkça kendimi kontrol etmeye başladım. bayağı bir süre çocukluğa göre daha derli toplu konuştum. aklım başıma geldikçe de tekrar saldım. karşımdaki insan yavşaklık yapıyorsa, sen yavşaksın demek ayıp olmamalı. her zaman, herkese söyleyemiyorsun tabi ama ne koparsan kardır kafasındayım. tavsiye ederim, insanın için rahatlıyor.

ofiste işimi bozan bir arkadaşa " hacı yaptığın etik değil, piyasa büyük, bana sararak yanlış yapıyorsun, koca istanbul lan, yer mi kalmadı " dedim. patrona da bu yapılan yanlış dedim. bana fark etmez dedi. patrona söylediğimi arkadaşa da söyledim. şimdi bana bozuk, benimle konuşmuyor. çok da sikimde amınakoyim. istiyor ki, arkasından iş çevireyim, ayağını kaydırayım, işini bozayım, neyin nereden geldiğini göremesin, bilemesin. çok güzel yaparım da, tarzım değil. kusura bakmayın hacı, üç kuruş fazla para için salon erkeği çizgimi bozamam. swh.
wendera wendera
ben hep açık sözlüydüm. bazen sevilmedim bu yüzden bazen de sevildim.
mesela bu sözlükte öğretmen teyze gibi konuşan bi abla var. yeminle trol / ciddi her başlığa bilmiş bilmiş tavsiye kusmasindan sıkıldım. bundan tek rahatsız ben miyim bilemiyorum.
clitor eastwood clitor eastwood
kime nasıl davranacağını, hangi güruha nasıl yaklaşacağını, nerden ekmek çıkar, nerden çıkmaz gibi şeyleri yediği kazıklardan öğrenmiş kişinin işidir.

yaş aldıkça ortaya çıkan açık sözlülük, menfaatçiliktir.
doğru ata oynamaya çalışmaktır. bu kötü müdür? bencil homo sapiens için deyıldır.
herkes nasıl istiyorsa öyle yapsındır. lakin hesaplı dürüstlük, yüzsüzlüktür kanımca.
yani ya açıksındır, ya değilsindir. yaşamını da buna göre kurman lazım.
bir şeye cesaret edemeyip de, her yerde cesuriyet türküleri söyleyenlerden olmamak lazım.

bir de benim gibi doğuştan patavatsız, istediği şeyi söylemekten çekinmeyen, "aman bana küser mi, darılır mı, alınır mı?" kırılganlığında olmayan, sert ve keskin bir kafaya sahip kişiler vardır. bunun içün de taşak gereklidir. zira kazandığınızdan fazlasını kaybedersiniz insan bakımından. lakin artısı şudur, kazandığınız kişilerin sayısı az olabilir, lakin öz ve sağlamdırlar. diğerleri gibi bok, püsür, herkese iyi davranarak bir şekilde ekmeğini götüren, pısırıklardan uzak tutar sizi. yine de büyük bir güruhu karşınıza alırsınız. olsundur.
anlamlaragelesice anlamlaragelesice
yaşlanmak deyin yaş ilerledikçe deyin ama yaş almak nedir arkadaş. nerden buluyorsunuz bu garip terimleri? bunu diyenler kesin mezuna da kalıyor. yargı da dağıtıyor olabilir.

neyse yaşlandıkça tahammül sınırı epey düşüyor. sonra bu insanlar niye böyle patavatsız oldu.
acarabi acarabi
yaş almayıp her yıl bir yaş daha ömrümden kısaldığı için bilemediğim olgudur. tabii açık sözlülükle patavatsızlığı karıştırmamak gerektiğini de şuraya koyalım efem.