yazarların çocukluk aşkları

1 /
ınvocacionydanza ınvocacionydanza
kankamla aynı kızdan hoşlanıyoduk ikimiz oturduk de düşündük ulan bir kız için birbirimize düşüyoruz ve sonra kıza danaya girer gibi ortak girmeye karar verdik ( napalım vazgeçemedik ) mektup yazdık zarfın içine de dicaprio ile brad pitt resimlerini koyduk. dicaprio'nunknde onun ismi imzası brad'de benim ismim imzam vardı sonra tenefüste götürüp kıza verdim açtı güldü salaklar diyip gitti. ikimize de yar olmadı.
sona sona
hadi yine iyisin, tayfun. ilkokula başlayınca da semih. sarışın çipil çipil bi oğlandı. biz yerlerde sürünürken onun paçaları çamur bile olmazdı, öyle cool ve titizdi. öğrendim ki, şimdilerde obsesyonun bokunu çıkarmış. tabii ki arıza olmasa bana çekici gelmezdi.
ütopik ütopik
adı anıldı.. üst sınıftandı. okula sonradan gelmişti (bilirsiniz o zamanlar okula sonradan gelenler hep popüler olur) bizim sınıfın tüm kızları ona aşıktı. çocuktan etkilenmemek mümkün degil ogretmen çocuğuydu ve dilediği zaman ogretmenler odasına girebiliyordu bundan daha havalı ne olabilirdi ki? anıllar bizim evin tam karşında oturuyordu ve sanirim en sevdiği sey boş kutu kola ucuna ip bağlayıp balkondan sarkitmakti. saatlerce balkonda onu izleyebilirdim hatta onu daha iyi izlemek için anneme dürbün bile aldırmıştım. sonra yaz geldi ve ben tatile gittim döndüğümde taşıdıklarını öğrendim bir daha onu hic görmedim.
ekmek arası maden suyu ekmek arası maden suyu
yıllardır aradığımdır. yani biri hayrına kampanya başlatsa da şuraya döşesem de gelse beni bulsa dediğimdir. öyle böyle değil çok merak ediyorum sözlük nerdedir ne yapıyordur falan diye. allah için bir de öyle bir soyisimleri var ki annesinin o adıyla yanyana gelince direk fake hesap adı oluyor; alev arzu gibi bir şey düşünün, hiçbir yerden ulaşamadım, facebookta kendi ismine sahip herkese mesaj attım sen o musun diye ama değillermiş. üzülüyorum sözlük, keşke kampanya başlatsanız.

3 ay sonrası editi: kendisini buldum, o beni izmir'e davet etti, ben onu ankara'ya davet ettim ocak ayında sanırım görüşeceğiz ^^
sickgod sickgod
4 veya 5.sınıftaydık,buz devri izliyoduk sınıfta,bi gece öncesinden kurtlar vadisi izlemiştim,baya serseriyim o zamanlar,hoşlandığım kız yan sıramda oturuyodu,bi kağıda bişeyler yazıp kıza fırlattım,kız açıp okumaya başlar başlamaz ağlamaya başladı,hocaya gösterdi,hoca disiplin işlemleri için sınıftan çıkardı beni,köşeye çekti manyak mısın sen diye azarladı,bu seferlik affediyorum diyip velimi çağırmıştı.kağıtta ya benimsin ya da el fatiha yazıyordu xnsjsafdsjsfaslssufdas
liane liane
sayesinde 2 yıl hemcinsimle çıkmış olduğum şahıstır.

çocuklarınızı okula erken gondermeyin efendiler, sonra böyle büyük travmalar yaşıyorlar.

adı emre olsun. 7.sinifta dersanede koridorda gormustum. okula 5 yaşında başlayan ben o saflıkla tutuldum kendisine. ama ne tripler, yıldız tilbe dinlemeler derin melankoli halleri falan.
dersanede de onların okulundan bi kızla tanışmıştık.kız farketmiş bendeki durumu. mektup yaz ben götürürüm dedi..
emreyle bi süre mektuplaştık sonra msn ile haberleşmeye başladık. henüz 12 oldugum için öyle dışarıda buluşmak falan yok. kantinde gülümsüyoruz birbirimize o kadar.
emre anadolu lisesini kazandı. ulan nasıl bir kezban barındırıyorsam içimde çok iyi bir puan yapmama rağmen emre istedi diye anadolu lisesine gittim. o dersanedeki kız da tabi. babam erkek arkadasım oldugunu bildiği için haftasonları dışarı çıkmama izin vermiyor hala. okuldaki hocaları da tanıdıgından yine görüşemiyoruz emreyle. ilk yılın sonlarına dogru emre her tenefüs bir kızla oturmaya başladı. ben kafayı yiyorum tabi noluyor lan diye. emre de bir şey olmamış gibi gülümsüyor bana. msnde kavga ediyoruz ama kandırıyor beni pezevenk.
bir gün kantine indiğimde kızla elele oturmuşlardı. liane durur mu yapıştırdı tokadı. emre de sinirli bir şekilde şizofren midir nedir diye bağırmaya başladı.
msnden engelledim, mektupları da kestim.

bakın burası çok enteresan, benzer durumu yaşamış bir kızla daha tanıştım sonra, emre msnde kendine karşılık verip görmezden geliyormuş. millet liane kadar saf değil tabi, buldular gerçeği hemen. meğer mektupları taşıyan sürtük, kendisi de emreye aşık olduğundan böyle şeyler yapıyormuş hep. millet liane kadar sakin de değil bir güzel dövdüler kızı.

sonuç olarak yaşadığım travmaya mı yanayım, emre nin 10 yıl sonra karşılaştığımızda bıyık altından gülmesine mi, 2 yıl boyu bi kızla sevgili olduguma mı gerçekten bilemiyorum hala.
wax wax
benimki ilkokul öğretmenim veya sıra arkadaşım falan değildi. kantinci teyzeye aşık olmuştum ben ilkokulda. teyze de bildiğin teyze yalnız. mantığını yıllarca düşünüp bulamadım.
lobotomic lobotomic
seda.

çocukluk aşkım. mahalle arkadaşım. 6 7 yaşlarındayken vurulmuşum seda'ya. mahallenin iki orta sınıf ailesinin çocuklarıydık. hatta onların durumu bizimkinden de kötüydü. küçükken onun için erkeklerle maç yapmaz, gider onunla evcilik oynardım. bu yüzden erkekler arasında "satıcısın olm sen. kıza sattın bizi. sen de kızsın." gibi sayısız baskılar ve ithamlar altında kalmıştım. neyse ki çocukken uzun süre küslük olmuyor, 10 dakika sonra erik ağaçlarını talan etmeye gidiyorduk.

seda ile ben evliydik. mahallede de herkes bunu bilirdi. biri kötü bir şey söylese kavga ederdim onun için. onun oyuncak bebekleri vardı. bir de küçük erkek kardeşi. bebeklerden birini ve kardeşini, oyun oynarken çocuğumuz yapardık.

ben ona evden bulduğum 250 bin demir parayı verir, git bununla çocuklara çubuk kraker al derdim. (7 yaşındasın amk. bu ne babaçlık değil mi?) o da gider alır kendi yerdi. bana da bir iki tane verirdi. şerefsiz.

bir gün yine bir oyun esnasında biz seda ile öpüştük. (evet ağzından) ve bunu sürekli hale getirmiştik. oyun oynarken bir şekilde öpüşüyorduk. (french kiss değil tabi. yanaktan öpmenin dudak versiyonu)

bir gün bizi bu esnada annesi gördü. öf. kadının uzaktan "napıyorsunuz siz?" diye bir bağırışı var. hala kulaklarımda. sonra gitti en yakın yerden ısırgan otu kopardı birkaç tane. tabi eline sardığı peçeteyle. yaz günü. ikimiz de şort ve sıfır kol t-shirtlerimizleydik. bizi o ısırganla öyle bir dövdü ki. hayatımda yediğim en yaratıcı dayak. kadın elini sürmedi ama bütün vücudumuzun anasını sikti. (eşit davrandı ama. kayırma yapmadı. helal olsun. sosyal demokrat kadınmış. bir bana vurduysa bir ona vurdu. takdir ettim.)

biz bir süre görüşmedik tabi. o zamanlar kaçırmayı bile düşünmüştüm onu. neyse sonra annesi affetti bizi. ben yine onların evine girmeye başladım. (yine gizli gizli öpüşüyorduk)

gel zaman git zaman bizim seda ile 7. sınıfa kadar inişli çıkışlı bir ilişkimiz oldu. 7. sınıf sonunda şehir değiştirme kararı aldı ailesi. babası işlerini büyütmüş, aileyi de yanına almaya karar vermiş. gittiler. tekrar yaz tatiline geldiklerinde çok değişmişti seda. zengin olmuşlar. x5 ile geldiler şehre. sınıf atlanmış, burjuva olunmuş. artık bana "hadi ordan salak" diye bakıyordu.

ben işte o gün anladım komünizm parayı bulana kadar diye. noldu hanımefendi? bütün oyuncakları ortak kullanıyorduk. noldu komün hayatımız? çünkü benim daha fazla vardı oyuncağım. dimi?

ondan sonra aşkımı kalbime gömmeye karar verdim. ve biz hiç konuşmadık sonrasında..

yeditepe üniversitesi tam burssuz mimarlık okudu. (zaten kafa basmıyordu. ben daha akıllıydım ondan) geçen sene de evlendi. elemanın tipte bir bok yok ama zengin tabi. davul dengi dengine.

umarım mutlu olurlar.
6
pennsatucky pennsatucky
demir ali. ilkokuldan ama farklı sınıflardan. teneffüslerde öyle sessiz sessiz, uzaktan izlerdim. mecburdum buna çünkü benim adım da ali. iki ali bir araya gelemezdik, gelmemeliydik çünkü bayburt'ta bu.... bayburt'ta hala iki ali bir araya gelemez.... 20 sene geçti ama dün gibi hatırlarım. utanır, beraber futbol maçı bile yapamazdım. "gel." derdi bana "adaşım, gel! ya ali, gel! sana ihtiyacımız var takımda! yetişş!" ama mümkün değildi benim için. omuzlarımı çaresizce "hayır, istemiyorum." babında silkelerdim. bilmezdi ki nereden bilsin. hala da kimseler bilmez, neler yaşadığımı...
thomas shelby thomas shelby
6 yaşındaydım, ismi utku idi. harika saçları vardı, koyu kumral. ela gözlü. hey gidiii çok yakışıklıydı. aile fertlerim ona olan aşkımı bildiklerinden utanmayım diye ismini anmazlardı evde djakdj ama bu geri zekalı 6 yaşında olmasına rağmen "r" harfini söyleyemediği için ismimi telaffuz edemiyordu. imkansız bir aşktı. bana seslendiğinde sanki bir edat ile cümleye başlıyormuş gibi oluyordu sjsjshdh

o değil de büyüyünce çirkinleşmiş.
1 /