yazarların tespitleri

2 /
yerleşik yabancılığın acısı yerleşik yabancılığın acısı
1- müzik, parası ve kendine ait bir odası olanlar içindir. yani benim bırakmam gerekiyor.

2- bu dünya konuşmasını iyi bilen, kendini her zaman için bir şeylerin kurbanı olarak gösteren ve buna yürekten inanan, vasıfsız, sığ, bencil ve kibirli insanlara aittir. ben de öyleyimdir belki, ama bu insanların sahip oldukları şeyin yarısına dahi sahip değilim. sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.

3- erkeklerin tek düşündükleri şey seks değil. ama bu düşünemedikleri pek çok şey olduğu gerçeğini değiştirmez. kadınlar ise duygusallıklarıyla (!), alışveriş tutkularıyla ve cansız şeylere olan zaaflarıyla (kıyafet, tek taş, mobilya) o kadar sıkıcılar ki yanlarına bile yaklaşamıyorum.
antisosyal mesih antisosyal mesih
niye hiç modern isimli yaşlı yok lan. adı berke olan 65 - 70 küsür yaşında adam hiç göremedim. varsa mesaj kutumu yaksın. berke dede, oğulcan dede falan.
çakma izmirli çakma izmirli
bazen ağladığınızda,
kimse gözyaşlarınızı silmez

bazen içiniz yandığında,
kimse açınızı görmez

bazen endişelendiğinizde,
kimse derdinizi bilmez

bazen mutlu olduğunuzda,
kimse gülmenizi anlamaz.

ama bi osursanız
herkes duyar anasını satayım .

bu da böyle bir giri iste...
kopush kopush
* "kontörüm yok" gerekçesi çoğu zaman bir yalandır; asıl manası ise "sana harcayacak kontörüm yok / bir iki kontörümü harcayacak kadar önemli değilsin benim için"dir. birçok insan için bu böyledir, malesef.

* edinilen her yeni arkadaşla eski arkadaşlar ihmal edilir; yeni arkadaşlara daha çok zaman ayrılır ve dolayısıyla her yeni arkadaşlıktan sonra öncekilerle araya garip bir soğukluk girer, zamanla da bu eski arkadaşlar hayatımızdan tamamen çıkar giderler, msn'de öylece duran ama hiç konuşmadığınız (ve genelde silemediğiniz de) insanlar olurlar. doğal seleksiyon gibi bi' şey yani. tabi bu eski arkadaşlara kankalar/çok yakın arkadaşlar dahil değildir. söz konusu olan normal arkadaşlardır.

* aynı dil ailesine mensup iki veya daha fazla dili aynı anda öğreniyorsanız ikisini birbirine karıştırabilirsiniz ve zorlanma olasılığınız artar; hele ki bu diller italyanca/ispanyolca, ispanyolca/fransızca gibi hem yapı hem kelime kökeni olarak birbirine çok benzeyen dillerse, kesinlikle aynı anda başlamamalısınız. en azından iki dil arasında kur farkı olmalı. misal benim yaptığım gibi ispanyolca'da 5. kurdayken fransızca'ya başlayabilirsiniz. hem yardımını da görürsünüz çok fazla.

* dil edebiyat öğrencisi olmaya karar verdiyseniz, mezun olana kadar okuyacak birçok şeyiniz olduğunu bilmelisiniz en azından. "okumayı sevmiyorum", "kitap okumuyorum, eksikliğini de hissetmiyorum" triplerindeyseniz böyle bir bölüme hiç başlamamalısınız. dil edebiyat bölümünü severek okumak çok önemlidir, sevmeden devam etmeye çalışırsanız işkence olur ve büyük ihtimal okul uzar.
kerrigan kerrigan
her yerde hava alanında çalışanların değişik bir havası oluyor. bayanlar çok güzel, erkekler çok yakışıklı oluyor. gülümseyen kendine güvenen suratlar.

tabi, lacivert olayı bitiyor sanırım.
kim kibu kim kibu
jack nicholson
nate robinson
michael jackson

gibi isimler türkçedeki,

kenan imirzalıoğlu
mustafa topaloğlu

isimleri gibi olabilir. mesela, "maykıl cekoğlu"

her tespit doğru olacak diye bir şey yok tabi.

edit: sony ericsson'u düşünsene bi. ismi havalı gibi ama çok tırt oluyo çevirince. soni erikoğlu.
denizabeth denizabeth
annem bana laf sayarken hayatın güzelliklerini kaçırıyor. en azından 15 saatin 1-2 saatini kendine ayırıp hayatın güzelliklerini görmeli.
kopush kopush
şimdi kabul ediyorum bizde de mal sayısı az değil, ama bu ispanyollar daha bir mal sanki.

(#4755223) şurada derdimin bir kısmını anlatmaya çalışmış, konuyla alakalı bir giriş yapmıştım aslında, şimdiki devam niteliğinde olabilir o yüzden biraz. hatta belki daha sonra eklemelerle de geliştirilebilir.

ne diyordum, hah, birtakım ispanyol vatandaşın mallığı. okul yolundayım. genç bir herif anayolun kenarında bulunan çöp kutusunun başında, elinde bir paket çekirdekle dikiliyor, yani sırf çöp kutusunu kullanabilmek için anayola bakarak çekirdek çitliyor. ve bunu yaparken suratındaki ifade müthiş bir film izleyen bir insanın ifadesinden farksız. çekirdekleri iştahla çitliyor, daha biri bitmeden diğerini ağzına dayıyor. yanından geçtikten ve hatta uzaklaştıktan sonra bile bu vatandaşı düşünmeye devam ediyorum. neden o çekirdeği, bir banka filan oturup ya da gezerek, güzel bir manzaraya bakarak yemeyi tercih etmediğini anlamaya çalışıyorum; anlayamıyorum. anayola bakıyorsun ulan, durduğun yer de 10 dakikada 200 kisinin geçtiği bir kaldırım. sokakta yaşayan, evsiz barksız tayfasından filan da değilsin, üstün başın gayet düzgün. hayır bunları bi yana bırak, barselona merkezdesin, denize yürümen 15 dakikanı almaz, e çekirdeğin de var? niye sokak ortasındaki çöp konteynırına muhtaç hissediyorsun kendini güzel kardeşim? sırf benim gördüğüm kadarıyla bile 10 dakikadır orda dikiliyorsun. amacın ne? neye bakıyorsun?

hayır olan bana oluyor lan. sen orda keyif sürerken ben "bu herifin olayı ne lan" diye takıyorum kafama işte böyle. lan diyorum niye bir tane akıllı bulmadı beni daha bu şehirde? hepiniz mi manyaksınız?

5-6 dakika kadar yürüdükten sonra döndüm baktım, adam hala orada, aynı pozisyonda, yola bakarak çekirdek çitliyor. e şimdi ben bu adamın aklını sorgulamayayım da napayım? haksızsam haksızsın deyin. deyin de kafanıza sıçayım sizin. haksızsınmış. iyi o zaman herkes bi paket çekirdeğini alsın, sokaktaki çöp tenekelerinin başına birer birer geçip, cümleten arabaları izleyelim? çekirdeklerin yanına bi de kola alırız. akan trafiğe karşı osura osura çekirdek yeriz.

sonra da gider bir akıl hastasının günlüğü´ne o gün gran via caddesinden kaç tane araba geçtiğini ve bu arabaların kaç tanesinin tekerleğinde jant olmadığını yazarız.

oh. değmeyin keyfimize lan.
you know my name you know my name
fransızların aşırı milliyetçi olduklarından değil, ingilizceyi iyi konuşamadıklarından ingilizce konuşmak istememeleri. ama biz öyle miyiz? "go" deriz, "three sokak left dön" deriz, bir şekilde yardımcı olmaya çalışırız. yeter ki gelen turistler güzel olsun.
kısabirnickistiyorum kısabirnickistiyorum
bir insan yıkanmıyorsa yatağını temizlemez yok eğer yıkanıyorsa düzenli olarak yatağınıda temizler.yıkandıktan sonra yatağa giripde tekrar pislenmek olmaz diye düşünüyorlar herhalde.
2 /