yazarların yaşadığı açıklanamayan olaylar

pichie pich pichie pich
2015 yılımın ilk ayları. o kadar bıkmışım ki bir çok şeyden. bu yılki doğum günümü görmem umarım, bir kaç gün kala ölür de siktirip giderim inşallah diyip duruyorum ara ara. bi de öleceğimi hissediyordum bununla kalmayıp. neyse yurtdışına gitmek için aylar önceden bilet aldım tabi. ne kadar güvenli de olsa uçak korkum var. doğum günüme 1 ay kalmış, seyahatim de doğum günümden 9 gün önce. dedim acaba uçakta mı öleceğim, istedim istedim çektim diye. bir yandan national geographic kaza belgesellerindeki ''ölen kızın 1 hafta sonra doğum günüydü.'' denilen sahneler geliyor aklıma, geriliyorum hafiften. numeorolojiye meraklı olduğum için o ana kadar bindiğim uçakları sayayım bi dedim, 8 adet çıktı. 9.bineceğim uçak tam doğum günümden 9 gün öncesine denk geliyordu. olay bununla da bitmiyordu. doğum günüm ayın 27'sine geliyordu. 2 + 7 ediyor 9. o günden 9 gün öncesi ayın 18'i. 1+ 8 yine ediyor 9. basacağım yaş da 27. yine ediyor toplamı 9. basacağım yaşın 27 oluşu, günün 27 oluşu, toplamlarının 9 oluşu. 9 gün önce 9.uçağıma binişim, ayın 18'inin toplamının da 9 oluşu beni iyice paranoyak yaptı. dedim tamam istedim istedim çektim, zamanı geldi. düşündükçe geliyorlar, hayat deli gibi tatlı gelmeye başladı o saatten sonra. deli gibi de gergin gergin geziyordum. doğum gününde uçan binlerce pilotu, insanı, hostesi düşünüp rahatlasam da hangi manyak 9.uçağını doğum gününden 9 gün öncesine denk getirebilir ki? diyor daha da geriliyordum. tamam dedim kesin gidiciyim. o düzeni bozmak için istanbul'dan başka bir şehre annemin yanına uçtum uçakla ki sayı düzeni bozulsun. uçakla uçup, otobüsle döndüm. bu sefer de dönüş uçağım 11.uçak oluyordu, o da doğum günümden 11 gün sonraya denk geldi sıçtığımın. neyse ölümü kabullenip bindim uçağa, bir şey olmadı gidişte de dönüşte de. evren sanırım al istedin, korkusunu yaşa dedi. başka açıklama bulamıyorum çünkü.
jupithre jupithre
çok değişikti;sanki giderken geliyormuş, inerken çıkıyormuş; sağı ön, solu arka gibiydi. çok zor, anca bu kadar açıklayabilirim.
pichie pich pichie pich
az önce odamdaki sehpada bulunan ıslak mendil paketi yere düştü.

kedi odada değil, sehpaya çarpmadım, cam da kapalı yani rüzgar yok.

ne şimdi bu? sanırım deliriyorum. mantıklı açıklama üretemiyorum şu an.

dipnot : uyuyamıyorum.
melankoliktosbaa melankoliktosbaa
hayvanların hisleri kuvvetli olur derler.muhabbet kuşum salonda,bende yatak odasında uyuyorum yanlış hatırlamıyorsam sabah saatleri.çok fazla belgesel izlediğimden midir garip bir kabus gördüm,uzaylılar falan kaçırıyordu beni.uyanmakla uyanamamak arasında gidip gelirken hızlı hızlı nefes almaya başladım.bir taraftan uyanmaya çalışırken belli belirsiz kuş çığlıkları duyuyorum tabi o esnada bizimki gelmiyor aklıma.derken bu sesler çoğalmaya başladı bir baktım birşey yüzümü ısırıyor tırmalıyor falan.kan ter içinde bir uyandım bizim ufaklık kafesinden çıkıp direk yanıma gelmiş,beni uyandırmak için elinden geleni yapıyormuş hayvan.sakinleştikten sonra kuşu da sakinlestirdim.şimdi gelelim asıl garip olaya.kafesin kapısı yaylı sistem ve bir muhabbet kuşunun açabileceği gibi değil yani çok gergin,baska çıkabileceği yerde yok bu hayvan bu kafesten nasıl çıktı halen anlayabilmiş değilim.ikincisi benim zor durumda olduğumu anlayıp beni uyandirman gerektiğini nasıl anladın.tamam kuşlar zekidir falan ama bu çok ayrı birşey.
neyçırsever neyçırsever
asosyal olmak istiyorum ama olamiyorum. her yerden insan cikiyor. nasil cikiyor, kim cikariyor anlamiyorum. nasil bu kadar sosyal olup da sosyal olmak istemeyenleri de zorla sosyallestirme cabasina girerler, anlamiyorum. sosyal acidan bu kadar cikarci, bencil olmasina ragmen nasil olur da birlikci, pozitif bir imaj cizmis bu sosyal yaratik, anlamiyorum. parazit gibi yasarken insan, nasil olmus da 'umut' denen uyusturucunun 'iyi' oldugunu kesin bir sekilde belirtmis, anlamiyorum. kucucuk gezegeni nasil edip de kocaman, sanki 100 omrun yetmeyecegi bir kafes haline getirmis, sinirlar koyup cinayet islemis, yasalarla direnclendirdigi ozgurluk kisitlayan kurallarla beyin yoran bir sistem kurmus, anlamiyorum. insan hayatina paha bicilemez derken ayni insan oglu her sabah kalkip kendi ayaklariyla gidip kendi hayatini nasil da bu kadar ucuza satar, anlamiyorum.
aciklanamiyor 'insan' celiskisi. ama bana verseler insani, dna'sinda ince oynamalar yapip ileri zeka genlerini, eksik kalan odunlarla degis-tokus ederim.
tabuyoksunu tabuyoksunu
2014 yılıydı. aracımın zorunlu mali trafik sigortası 174 tl idi. prim kademesinde 7. basamaktayım, hasarsızlık, yaş, cezasızlık, sıfır ehliyet puanı vs. vs. yani en düşük sigorta tutarını ödüyorum normalde.. ertesi yıl sigorta ödemeye gittiğimde en ucuz sigorta 792 tl çıktı. klasik ben bir dolaşıp geleyim dönüşte hallederiz türk ayağı yaptım; sağda araştırdım, solda araştırdım, yok arkadaş en düşük tutar gerçekten buydu, seve seve ödedik, yanı sıra yepyeni küfürler edebildiğimi öğrendim. benim için açıklanamayan olaylardandır zira herhangi bir hizmetin bir yıl içinde 174 tl den 792 tl ye çıkışı, açıklanamayacak doğa üstü bir durumdur. avrupa'da, hadi avrupa'yı geçtik iran'da, suudi arabistan'da falan olsa skerler o hükümeti de maliye bakanlığını da..