yemek yeme bağımlılığı

medulla medulla
altında yatan hormonal ya da fizyolojik bir sağlık sorunu yoksa obezitenin bir numaralı nedenidir.

yemek yeme bağımlıları bağımlılıklarının bilincinde olmadıkları için devamlı yiyecek ya da içecek tüketirler ve kendilerini sosyal, ruhsal ve fiziksel açıdan tüketirler.

obezitenin bağımlılıklarının bir sonucu olduğunu kendilerine itiraf ettikleri anda çözüm için gereken ilk cesur adımı da atmış olurlar.

(bkz: medulla vita )
hoayda hoayda
beyinde diğer bağımlılıklar ile aynı etkiye sahip olsa da bu bağımlılığı alkol, uyuşturucu, internet ya da sigara gibi bağımlılıklardan ayıran temel bir farklık var.

yaşamın devamı için bağımlılığın objesine dikkat çekilmeli biraz da. tüm bağımlılıklar aslında vücutta bulunan ama eksikliği; aşırıya olan istek doğrultusunda dışarıdan alındıktan sonra çekilmeye başlanan ve uzun süreler sonra tamamen dopamin salınımı ve nucleus accumbens arasındaki bağlantıyı bozan etmenler ile ilişkili.

yiyecekler olmadan yaşayamayacağımız için en çok dikkat edilmesi gereken bağımlılık türü budur herhalde. şişmanlık, fazla yemek, diyet yapmamak bu kadar lanetlenirken insanların büyük hızlarda kilo almalarının sebebi ne peki? demek ki bakış hatalarımız bu yönde çok büyük. çünkü çocukluktan itibaren tabaktakinin bitmesi, uslu durduğunuzda size alınacak dondurma veya çikolatanın hazzı ya da yanlış bir şey yaptığınızda ağzınıza biber sürülmesi ile büyüdünüz. beynin ödül ve ceza mekanizması dahi çok küçük yaşlarda gıdalar üzerine temellendirilmiş olarak şekilleniyor.

bir ikinci etmen ise; insanın psikolojik durumunun sonucu olarak gıda ve beslenmenin karşımıza çıkması. örneğin bir başarı sonucu kutlama kültürel ya da global olarak alkol ve birbirinden güzel sofralar ile kutlanırken, insan en mutsuz olduğu anda kendini direkt ona mutluluk verebilecek olan yiyeceklere iter. (çikolata vb.)

üçüncüsü; diğer bağımlılıklardan kurtulmaya çalışırken bir diğer bağımlılığa yakalanma durumu. sigarayı bırakırsınız, nikotin ihtiyacınız karşılanmaz aslında karşılanır ama vücudunuz senelerdir günde ortalama 10 adet dahi olsa sigaradan dolayı oral alışkanlık ile boğuşmaya başlar. bu yüzden onun yerini bir şekilde başka bir şey ile doldurmaya çalışmamız doldurur.biliyoruz ki oral alışkanlık her insanda doğumdan sonra istemsizce şekillenen bir olgudur. çünkü bebekler ve siz de bebekliklerinizde dünyayı ve nesneleri ağız yolu ile kavramaya çalışıyordunuz. bu yüzden bebekler ellerine geçen her nesneyi ağza götürme refleksine sahiptirler.

dördüncüsü; gelişen teknoloji süreci, endüstri ve üretimden kaynaklanan atıştırma, bir an önce beslenmeyi her ne şekilde olursa olsun hızlıca karşılama isteğidir. bu da sizleri, midenize inen besinlerin beyne ulaşması ve sonrasında tokluk hissi oluşması için salgılanması gereken bazı hormonların (bkz: leptin) (bkz: granin) daha salınımına izin vermeden yüksek kalorili ve besin değeri düşük gıdalar tüketmenize itiyor. bir anlamda insanın biyolojik evrimi bu endüstriyel ve sosyolojik evrimlere karşı daha ağır işliyor diyebiliriz.

son olarak da pankreastan salgılanan insülin ile alakalı. vücut için (özellikle beyin) şeker olmazsa olmazdır ve depolanması protein ve yağlara göre en az olan besin maddeleridir. fakat alınan şekerin %20'sine yakınını glikoz olarak tüketir. velhasıl kelam şeker konusunda rafineri olanların tercih edilmemesi gerektiğini belirttikten sonra siz vücudunuza şeker aldıkça insülin salgılanır. insülin salgılandıkça şeker düşer ve vücut tekrar şeker alma ihtiyacına girer. dengesiz, hızlı ve aşırı beslenme insülin-şeker doyumunu bir türlü kavrayamayacağı için sürekli bu döngüde gider gelirsiniz.
uzaklardancemuzangeliyor uzaklardancemuzangeliyor
gerçekten mutsuz insan yemeğe verir kendini genellikle.

kendimden biliyorum. 2 yıl ailemden ve sevdiklerimden çok uzakta yaşadım. edindiğim çevrede tek aktivitemiz yemek yemekti. en çok o mutluluk verirdi.

başka hiç bir şey değil.