yeopgijeogin geunyeo

1 /
allah kızlara güvenseydi zar koymazdı allah kızlara güvenseydi zar koymazdı
uzak doğu sinemasının* en güzel örneklerinden. amerikan tarzına yaklaşsa da nasıl öpüşme, sevişme sahnesi olmadan aşk anlatılır diyenlere güzel bir cevap niteliği taşıyor. konu oldukça etkileyici ve çok güzel işlenmiş. uzun zamandır aşk filmlerinin yapaylığından dolayı oluşan soğukluğu bu filmi izledikten sonra giderdim.
orjinal adı "yeopgijeogin geunyeo"
aka "bizarre girl", "yupgi girl"

daha fazla bilgi için `http://www.imdb.com/title/tt0293715/`
centrocampista centrocampista
itü yurtlarından herhangi birinde kalıyorsanız, internet erişiminiz varsa ve film indirip izlerken filmin süresi izlemeniz için kıstassa, bu filmi 2saat 17 dakika olduğuna bakmadan bir solukta izleyin. "sen öldün" diyen bir sevgili nasıl katlanılır bu harika film size anlatıyor. korecede cümlenin sonundaki vurguyu başlarda yadırgayabilirsiniz, alışacaksınız. büyüğe saygı, anne babadan gizli flört gibi durumlara bakıldığında bize benzedikleri ortaya çıkıyor. eve belli bir mesafedeyken sevgiliyi evine bırakma durumunda kendimi yaşadım, çok komik sahneler içeren bu filmi mutlaka izleyin. saçmalıklarla ve amerikan turizmi reklamlarıyla dolu filmler yerine bu filmi herkese tavsiye ediyorum. bugünlük "centro ile mahmutpaşa'dan vcd'ye" programından bu kadar diyelim, bir başka programda görüşmek üzere..
briseis briseis
etkilenmemenin nerdeyse imkansız olduğu filmlerden bitanesi. komik oldugu kadar romantik ve aşk kokan bir film. bakışlarında gülümsemelerinde aşkı hissettiren...
sonsuz mutluluğu anlatıyor bence aynı zamanda, bunun için çabalamanın yanında şansın ve kaderin de var olduğunu hissettiyor sonuna kadar. erkek oyuncunun kızı metroda görüp de kapıların kapanmasıyla koşmaya başlaması ve kızın hızla uzaklaması karşısında, işe yaramayacağını bilse de koşması... gunlerce gözümün önünden gitmemişti çocuğun o hali.. tabi bunda filmin müziklerinin de rolü büyük.
mozart- pachelbel canon piyano ile...
2007 de amerikan versiyonu da gösterime girecekmiş.
pandora pandora
"zaman makinası" olayıyla romantizme son noktayı koymuş olan, herkesin kendinden birşeyler bulabileceğine inandığım, o yüzden de izleyeni etkilememesi mümkün olmayan film. daha fazla yazarsam spoiler olacağı için; bu filmi beğenen bunu da izlesin: windstruck diyerek sözlerimi bağlamak istemekteyim.
troke troke
hüzün dolu bir film gibi görünüyor ilk sahnesi itibariyle, zaman makinesi ayarlı. ama sonradan film ilerledikçe siz karar vermeye daha doğrusu karar verememeye başlıyorsunuz film hüzün dolu mu yoksa eğlenceli mi diye. hiç tanımadığın biri için bu kadar fedakarlık yapılır mı acaba diye düşündürüyor insanı başlarda, sonra değerse bu kadar diyorsun neler yapılmaz ki. unutmadan gyeen wo'nun yanında kusmayın ama ha dayanamıyor çocuk.

(bkz: ölmek mi istiyorsun)
lethe lethe
- gökyüzü neden mavi biliyor musun?
- çünkü güneş ışınlarının yansıması…
- hayır! benim için… ben mavi istiyorum, mavi oluyor. ateş neden sıcak biliyor musun? hepsi benim için. sıcak olmasını istiyorum, o yüzden sıcak. kore’de niçin 4 mevsim de var biliyor musun?
- senin için?
- doğru!
kaşıntı kaşıntı
özellikle saklanan küre içinden çıkan kurbağa sahnesiyle olmak üzere beni çok kez güldüren güney kore yapımı başarılı duygusal komedi. aşkı basit ve özgün bir biçimde anlatması ise bilindik amerikan ve avrupa filmlerinden farkı.
wondrous wondrous
elemanın yoklamada 20 kişi adına "mevcut" demesinden tut, annesi tarafından süpürgeyle dövülmesine veya babası tarafından odasının basılmasına kadar birçok öğesinde kore'de bulunan türkiye tadını algıladığım film.
endergelisencaykurrizeataklari endergelisencaykurrizeataklari
arkadaş tavsiyesi ile izlenmiş ve ardından arkadaşa dua edilmiş filmdir. böyle güzel bir filmi izlemeden dünyadan göçüp gitmek istenebilecek en son şey olsa gerek. filmin en güzel yeri de metroda çizgiyi geçenlerin hangi ayakla geçtiğine bakılarak birbirlerine tokat atması. bu olay sırasında askerlerin uygun adım gelmeleri ve erkeğin "ehehe saydım sağ ile geçecekler" diyip kıs kıs gülmesi, tam çizgiye geldiklerinde ise komutanın emri ile ayak değiştirilmesi ve çocuğun kız tarafından tokat manyağı yapılmasıdır. filmin anlamadığım yeri(arkadaşlarıma sormama rağmen) ise o kutunun içinden kurbağanın nasıl çıktığıdır. mantıklı bir fikri olan varsa yazsın +rep verelim.
ronn ronn
filmle ilgili en güzel nokta gerçek bir hikayeden adepte edilmiş olmasıdır. şöyle ki;

ho-sik kim adlı koreli bir genç, sevgilisi ile yaşadığı olayları hikayeleştirerek internet üzerinden insanlarla paylaşır. hikayelerin insanlar tarafından çok sevilmesinin akabinde ho-sik kim bu hikeyeleri tek bir kitapta** toplamaya karar verir. kore'de bestseller olan kitap daha sonra bu efsane filmin ortaya çıkmasına sebep olacaktır.
1 /