yorgunluk

1 /
jassmine jassmine
elinizin altından hayatın kayıvermesi sonucu omuzlarınıza binen yüktür. sinsice yaklaşır size, herşey yolunda dersiniz, az kaldı, bir adım daha. işte tam o son adımı atarken ayağınız takılır minicik bir taşa ve birden farkedersiniz ki son adımı atacak gücünüz kalmamıştır, hayat yorgunluğudur omuzlarınıza çöken.
sanki cazorla sanki cazorla
baş ağrısı ile başlayıp ayak zonklamalarıyla kendini daha bir hissettirir. dakikası dakikasına uymayan birşehirde yaşayan, koştururken yaşamaya çalışan kimselerde kronikleşmesi an meselesidir. an gelir, kronikleşir. beterdir.
maia maia
final tatilidir, kalkır onca yol tepilir eve gidilir. amaç elbette anne babanın sağladığı rahat ortamda ders çalışmak, bir dediğiniz ikilenmediği görmek ve şımarmak, dinlenmek ve... demiştim sanırım, ders çalışmaktır. bir hafta boyunca satır ders çalışılmaz, planlar yapılsa da. gezilir tozulur, üstüne hasta olunur anne baba endişelendirilir. sonra kalkılır finalin olacağı gün saatlerce yoldan gelinir. şimdi diyorum da, annemin "kızım git gel. hiç yorulmuyor musun?" diye sormasına verdiğim kaçamak yanıtlar deyim yerindeyse elimde patlıyor. sabah akşam bünyeyi kafeine boğduğum için ellerim titriyor, o kadar final, onca kitap... uykusuzluk cabası. içimdeki suçluluk duygusu ve "ya başarısız olursam korkusu?" da hiç bitmiyor.
kendimi 21 yaşımda, emeklisi gelmiş ağır bir işçi gibi hissediyorum. biliyorum, ego savunma mekanızmalarından biri bu sadece; ama gerçekten artık bitse de gitsek.. diyorum.
yorgunluğun yol açtığı tahammülsüzlük, gözlerdeki kırmızılık, huzursuzluk...tam adı neydi? yorgunluk işte canım. bu arada unutkanlık demiş miydim?
pyramid pyramid
bütün ay boyunca emek harcadığın işlerini otobüse binince bir köşeye fırlatmana;arkanda oturan çocuğun (abartmıyorum) 50 kere pa-ta-tes diye bağıra bağıra hecelemesine ya da durmadan koltuğu tekmelemesine rağmen gerekli adrenalini üretip de "yeter len" dahi diyememe;kısaca herşeye kayıtsız kalmana neden olan durumdur..
maia maia
gecenin 3'ünde yatağa yatıldığında, beyninizin durmadığını/stand by konumuna geçemediğini hissetmek; kendi kendine "bi sus yaaa." demek ve en son saate bakıldığında 4 olduğunu hayretle görmek, saat 7'de kalkıp işine gücüne, günlük hayatına devam etmek. aynı günün akşamı odaya dönüldüğünde, yemeği masada yiyecek kadar hali olmaması insanın, yatakta yemek yiyip gazete okumaya çalışırken bastıran uyku nedeniyle tabakları alıp yere koyup uyuyakalmak. insanın pcyi, gazeteleri, çanta ve giysileri yatağın üzerinden kaldırmaya bile enerjisi kalmaması. gecenin şu saati daha birkaç saat çalışacak olmanın bilinciyle saçmalamaya başlamak.
haut parleur haut parleur
yorgun birisine verilebilecek en güzel ve bir o kadar ironik tavsiyeler şunlardır heralde:

1)insanlar yorgun doğar dinlenmek için yaşar

2)çalışmak yorar

3)gündüz dinlen ki gece rahat edesin

4)yatağını kendin gibi sev,içinden çıkamaycağın gibi yap

5)yarın yapabileceğin işi bugün yapma

6)bugünün işini yarına bırakma, erteleyebilceğin kadar ertele

7)dinlenen birini görünce otur ona yardım et

8)oturman mümkünse ayakta durma,yatman mümkünse oturma

9)tembellikten kimse ölmez

10)çalışma isteği duyunca bir yere otur ve isteğinin geçmesini bekle

ps:en önemlisi:uygulanmaması tavsiye edilir.okuyun gülün eğlenin sonra o yorgunlukla aklınızdan çıksın unutuverin.
zeus zeus
şahsen yorgunluğu üçe ayırıyorum;

· fiziksel yorgunluk
· zihinsel yorgunluk
· ruhsal yorgunluk

bunların arasındaki en hafifi, yani etkilerini yoketmesi en kolay olanı fiziksel yorgunluk..uyursun 10 saat, geçer biter..kas yorgunluğu yani, koşuşturmuşsundur tüm gün..olur ya oturacak zaman bulamamışsındır, ayakların su toplamıştır falan..pelteleşmiş bir vücut, yatağa uzanınca içten gelen "ohh bee!" ve daha bir dakika dolmadan dalınan uyku..

zihinsel yorgunluk ise biraz daha değişiktir..kafa bir şeye takılmış ve kalmıştır..o işi düşünmekten dolayı beyin yorulmuştur..gün içinde iş olur bu kafayı kurcalayan konu ya da herhangi bir kavga ya tartışma olabilir takılan..ya da tüm gün bir kaç gün sonraki finallere çalışıyorsundur..otuyorsun ve çalışan tek yer kafan..fokurduyor tabi bi süre sonra, hararet yapıyor..baş ağrısı mesela, en büyük semptonlarından birisidir zihinsel yorgunluğun..ya da saçma sapan hareketler/laflar, doğal olmayan bi tavır..eğer ki fiziksel yorgunluk ile birleşirse vahim ve saçma sapan bir durum ortaya çıkıyor..tavsiyem hafif ılık bir düş ve baş masajı..yoksa masaj yapacak birileri yanında hemen vurun kafayı yatın..varsa şayet zihinde yer eden problem, muhtamelen sizi uyutmayacaktır ya da uyutsa bile bilinçaltınıza yerleşmişse, rüyalarınıza girecektir..etkisi ağır ve uzun süreli olabilir, dikkat edin derim..kafa rahatlığı forever!

ruhsal yorgunluk ise en fenası..çok büyük bir dert ya da sorun vardır ki ortada sizin ruhunuzu yormaktadır..yorgunluğun etkileri de tepkileri de yıkıcı olabilir..uzun süre devam ederse sinir sistemi başta olmak üzere tüm sistemlerde yan etkilerini gösterir bu yorgunluk..uyumakla geçeceğini sanmam nitekim ruhsal bir yorgunluk sizi uyutmaz..ruhsal yorgunluğu yenebilmek için uykudan veya dinlenmeden çok zamana ihtiyacınız vardır..bir de sabır..


her halükarda bünyenize azami dikkat edin..ve, yorgunluğun hayat & yaşam kalitenizi düşürmesine kesinlikle izin vermeyin!
pipelette pipelette
fiziksel, zihinsel ve ruhsal tüm yorgunluklar insanı en sonunda uykuya götürür. ancak yorgunluk yine bir başlangıç, eğer kişi çok yorgunluk seviyesine ulaşmış ise durum oldukça vahimdir çünkü çok yorgun insan uyumak istese de uyuyamaz, o bir kendinde geçiştir artık. çok yorgunken o en değerli şeyin, uykunun bile tadı yoktur, baygınlık, açık denizde çalkana çalkana ilerleme...ve uyanınca bitkinliğinden tek bir şey kaybetmemiş ancak göz altları formuna forma katmış(şiş, bünyesine göre göçük ve siyah vb), tipsizlikte zirve yapmış bir şekilde işinin başına koyulur yine. (bkz: sürünmek)
yorgunluğun en beter yanı işte çok yorgunluk seviyesine farketmeden varılma riskinin çok yüksek olması ve varıldığı noktada, geri dönmek için çok çaba harcanması gerekmesidir.
(sonununda bir tavsiye veresim gelmiş sanki ancak vermeyeceğim, nasıl biliyorsanız öyle yapın işte benden söylemesi.)
1 /