yurdum insanı

2 /
mrs crowley mrs crowley
özgüven hastasıdır.
herşeyin en iyisinii en güzelini bilir.
hiç bir zaman bilgisiz olduğunu kabul etmez, bilmediği konularda bile fikirleri vardır ve bunları hunharca ortalığa savurmaktan geri kalmaz...
avluda oturan sizofren avluda oturan sizofren
her ne kadar sıklıkla olumsuz sıfatlarla anılsa da hamurunda kökleşmiş insani kıymetler barındıran insandır. yeter ki, sadece bugünü kurtaracak muhtaçlığa düşürülmesin. o durumda hasletler zamanla yıpranabilir.
önce sağlık önce sağlık
bir örnekle anlatmak isterim..

bizim memleketin oralarda, bir köyden başka bir köye motorla seyahat etmek isteyen iki arkadaş, hava soğuk olduğu için ceketlerini ters giyip düğmeleri arkadan iliklemişler.. bunlar yolda kaza geçirip, ikisi yolun kenarına dağılmışlar.. çevre köylerden, köylüler hemen koşup gelmişler.. meraklıyız ya o mesele..

neyse ambulans felan çağırılıyor işte.. o arada köylülerden biri yerde yatanlara bir dikkat ediyor ki ne görüsün.. adamın düğmeleri yukarıya bakıyor ama, kafası yere dönük.. boynunun döndüğünü düşünüyor.. hemen yardım duygusu depreşiyor ve " ambulans gelene kadar ben bunun boynunu düzelteyim " diyor.. köylü , yerde yatan adamın boynuna bir asılıyor.. çatırrrtt... sağlam ama sadece baygın olan adamı, boynunu kırarak öldürüyor.. direkt yaşanmış olaydır.. aman dikkat derim..
wildboy wildboy
şunu yapabilen kişidir.





aslında hürriyet medya towers a gönderilen bu zarf üzerine adres olarak hürriyet medya dan sonra anlaşılamayan towers kodlanmıştır. özellikle "dabülü" ye dikkat çekeriz.
wildboy wildboy
kamyoncu dediğiniz nedir mesela? kamyonu süren adam. ya bu adam kendi çapında halk müziğine sararsa;

`http://www.youtube.com/watch?v=Nx-13Dxuoic`

kısacası yorumsuz...
ci devant ci devant
murat 124 üyle kırk derece yaz sıcağında giderken camlarını sıkı sıkı kapatıp, dışardan bakanlara arabası klimalıymış izlenimi yaratmaya çalışan amcamın numune arkadaşı bu kategoriye sağlam bir örnektir..
hippi hippi
umut iyice kaybolduğunda, hastane kapısında o berbat haldeyken cebindeki sigarasını senle paylaşan o sıcak, azimli, güzel insan.

hayatımda ilk kez gördüğüm yaşlı biri, bir amca, yanında eşi, kan bulmak zorunda yakını için, şehir dışından kalkmış gelmiş. o anki panik içinde aradığı kan grubunu bile anlaşılır şekilde ifade edemiyor. kan grubumun tutmayacağını anladığım halde hastaneden içeri giriyoruz birlikte üçümüz bir umutla. devlet hastanesi; hemşire, amcayla eşine nerdeyse tiksintiyle baktıktan sonra bana hafif bir tebessümle kan grubumu soruyor ve karşılığında o umutsuz şeyi yineliyor yurdum insanına. tatsız bir an, öylece kalıyoruz, tekrar hastane kapısındaki banklardayız. çekip gidebilirim, tanımıyorum yanımdakileri, ama o amcanın gözündeki bir şey beni tutuyor orda, üstelik yapmam gereken bambaşka kendime dair şeyler var. kendime gelip hastaneye uzak sayılmıycak mesafedeki arkadaşlarımı arıyorum, bulucam elbet, birinde yoksa diğerindedir, niye olmasın? bir, iki, üç olmuyor, nasıl bir talihse bir türlü denk gelmiyor. son bir umutla bir iki kişiye daha ulaşmaya çalışıyorum, hala olumsuz. yoldan geçenleri çevirsem çok mu abartmış olurum? yapmam gereken bu sanırım, bu amcayla şirin eşini kış günü bilmedikleri bir hastane köşesinde öylece bırakamam ya. telefonu umutsuzca cebime koyuyorum artık, hiçbir arkadaşımın kan grubu uyuşmuyor. bir soruyim yakınımdakilere diyen içten yanıtlar alıyorum aradığımız şeyi bulamamıza rağmen, umudum azalıyor.

aradan geçen bir iki dakika, kimse aramıyor, demek ki onlar da bulamadı, kahretsin. elimde kalan tek şey yoldan insanları çevirip rica etmek, ama niye bunu yapamıyorum? elimde amcanın uzattığı o sigara, belki de hayatımda içtiğim en anlamlı sigara. o da yavaş yavaş bitiyor. o birkaç dakikada ayaküstü konuşuyoruz amcayla, eşi sessiz, hüzünlü. amca o kadar samimi ki onun sigarasını paylaşmak o anki tüm umutsuzluğa rağmen müthiş bir şey. sigara bitiyor, nerde oturduğumu soran, öğrenci olup olmadığımı soran amca tüm o samimiyetiyle teşekkür edip artık gitmem gerektiğini söylüyor. ama çözüme ulaşamadık ki! umutsuz ama inançla bakıyorum gözlerine, hayır olur mu öyle şey? sen elinden geleni yaptın çok teşekkürler hadi artık git diye kararlı bir şekilde bakıyor. kalkıyorum ne yaptığımı bilmeden, bir kez daha amcanın gözlerine bakıyorum, aynı kararlı ifade, e insanlardan rica edebilirdim, yani yapamaz mıydım? yapamıyorum, çözüme dair elimden bir halt gelmiyor. ve ayrılıyorum hastaneden, aklım orda kalsa da, daha fazlasını yapabilir miydim düşüncesi beynimi kemirse de uzaklaşıyorum artık ordan. hayat bazen o kadar acı ve sert ki o halde elimizden hiç bir şey gelmiyor. tüm o olumsuzluğa rağmen bir iki de güzel anı kalıyor böyle. içtiğim en anlamlı sigaraydı. niye akşam yorgun argınken değil de sabah daha enerjikken karşılaşamadım onlarla? belki de sabahki o koşturmacanın içinde gördüğümde fark etmeyecektim bile onları, enteresan sanki. eve dönüyorum, içim bir garip, umarım bulucaklar o aradıkları kanı ve umarım o kış gününü sıcak bir yerde geçiricekler. hadi kanı bulamadım hiç değilse kalıcak bir yer ayarlayamaz mıydım peki amcalara? cebimdeki parayla mı? şehrin öteki tarafındaki evimi paylaşarak mı? susuyorum artık, zaten hastaneden uzaklaşmaya da başlamışım, yürüyorum...
hobitimben hobitimben
dünyanın en pahalı etini, benzinini kullanırken, vergilerle anası ağlatılırken susan, 600 yıl önce yaşamış padişah hakkında dizi yapılınca ayağa kalkan kitle, şaka gibidir yurdum insanı,onlara göre tüm padişahlar evliyadır, bebekleri leylekler getirir falan ne diyim ki ben müstehaktır herşey bize.
ressamadam ressamadam
yurdum insanı, benzin zamlarından etkilenmediğini iddia ederken, bu tezi "eskiden de 20 liralık koyardım, şimdi de 20 liralık koyuyorum" gibi bi cümleyle savunan insandır.
iskenderpolat iskenderpolat
herhangi bir haber programında sunucunun güncel bir konu hakkında yurdumun insanı ya da sokaktan geçen vatandaş diyerek birilerine sorular sorması ve biraz aşağılaması... pekala bu sokaktan hiç profesör falan geçmiyor mu ya da onlar yurdumun insanı veya sokaktan geçen vatandaş kategorisine girmiyor mu?
2 /