yurtdışına taşınmak

1 /
driving einstein driving einstein
son 10 yılda ne kadar kişisel dezavantajları da olsa imkan varsa yapılacak en iyi şey.

türkiye'den uzak kalmak, bazı şeyleri görmemek ve duymamak her ne kadar vatanı sevmiyor imajı yaratsa da yaratıcılığı geliştiriyor. erasmusçuları demiyorum ama herhangi bir şekilde yurtdışına gidip orada oturma vizesi alıp veya almayıp bir şekilde kalan kim varsa çevremde(ki çok değiller malum imkanlar yüzünden) yaratıcılıklarını geliştirdiler. eskisi gibi takmıyorlar çoğu şeyi. eskiden olsa ya da türkiye'de olsa mecbur yapacakları şeyleri yapmıyorlar ve en önemli şeyi yani zamanı kazanıyorlar.

tabii yurtdışına taşınmanın şartlarından biri de zengin olmak, o da çoğu kişide yok.
mncdprssv mncdprssv
o tireni kaçırmış olmakla birlikte oralarda düzen kurmayı da çok kolaymış gibi düşünmeyin derim..

özellikle a ve a+ ülkeler/ekonomiler kucaklarını açmış da aman insanları alıp yaşatalım ülkemizde demiyorlar..
30
despot kadın despot kadın
elime geçecek iş fırsatı olursa, düşünmeden gidip değerlendiririm.

insanın kendi ülkesi gibi olmaz illa ki ama şu an yaşadığımız ülke güzel yanlarını bir bir kaybederek yaşanmaz bir kara deliğe dönüşmekte, ister farkında olun ister görmemezlikten gelin ne yazık ki engelleyemediğimiz, değiştiremediğimiz şeyleri izlemek, tanık olmak zorunda kalıyoruz.

açıkça yazmak gerekirse ülkenin durumu belli, gelecek çok parlak görünmüyor, hatta gittikçe kararıyor ne yazık ki.

yurt dışında yaşamanın avantajları çokça.. daha iyi eğitim, daha güzel yaşam şartları, daha iyi kazanç gibi birçok güzel seçeneği var, gidip görülesi, en azından denenmesi gerektiğini düşünüyorum ki küçük bir kıyaslama ile içinde bulunduğumuz tabloyu daha net ifade edip görebiliriz.
ınternationalrelationist ınternationalrelationist
bundan bir sene önce yaptığım eylem...

#16732046

bu bir sene içinde kişisel problemlerim yanı sıra, gayet huzurlu bir hayatım oldu. çalıştığım şirkette edindiğim tecrübeler, edindiğim arkadaşlıklar beni daha da huzurlu kıldı. çiğköfte, simit, kokoreç gibi lezzetlerin hasretini çeksem de, elimin altında her türlü türk ürününü bulup memleketi de özlemedim o kadar yemek konusunda...

teknoloji sağolsun, her gün ailemle de görüşüyorum. türkiye'deki arkadaşlarımla da sorunsuz bir şekilde görüşüyorum; hatta onların bir kaçı yanıma geldi ve hep beraber avrupa'yı gezdik temmuz ayında. inanılmaz güzel anılardı bizim için.

elimden geldiğince insanları bilgilendirmek, "bak bu işin özlem tarafı da var..." diye söylemek boynumun borcudur bu arada. civar ülkelerde ya da şehirlerde (ya da daha önceden yaşadığım polonya - litvanya gibi ülkelerde) herhangi bir sorusu olan arkadaşlara da elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum ki, huzurlu bir yaşantıya sahip olsunlar...

sosyal çatışmadan uzak, fikirlerin önemsendiği ve yabana atılmadığı bir ortamdayım. herkes birbirine saygılı. çekya'nın ikinci büyük şehri brno'da, yeşilin ve mütevaziliğin içinde bir hayat sürüyorum...

üniversitede bir hocam şöyle demişti; "yurtdışına gidin... gezin... oralarda yaşayın... ama sonunda fark edeceksiniz ki, evlenecek birini bulamayacaksınız..."

sanıyorum tek derdim bu olacak gurbet ellerde. ilk yılı bitirdim; bakalım ikinci yıl neler getirecek önümüze...
rainthequeen rainthequeen
öz vatanındaki türlü faktörlerin sıkıntılarının (sağlıksal,bilimsel,ekonomik,kültürel,politik vs.) baş göstermesi durumunda,imkânı olan kişinin gerçekleştireceği doğru hareketlerden biridir.

hiçbirimiz yalan söyleyip,kendimizi kandırmayalım şimdi yurtdışındaki olanakların çok daha iyi olduğu konusunda. radikal bir karar alıp avrupa'da daha iyi şartlarda yaşamımızı sürdürecek olsak hangimiz hayır diyebilirdik ki bu fırsata? dil bildiğimizi de varsayalım. medeniyetin göbeğinde standartları yüksek bir hayat. üstelik içişleri stabil seyrinde,dışişleri desen hiçbir yabancı güce muhtaç ve bağımlı değil. ulustaki mutluluğu düşünün bir kere. bireysel huzuru sağlandığı için ülkesinin kalkınmasına elinden geldiğince destek veren vatandaşlardan oluşan,refah düzeyi yüksek bir toplum. kimsenin kimseyle derdi yok,vatandaşının kuyusunu kazma peşinde olmayan bir hükümetle gül gibi geçinip gidiyorlar. kendi doğup,büyüdüğüm topraklara özlemim elbette ki olurdu ama ulaşılmaz boyutlara taşımazdım bunu. küçük ziyaretlerle halledilebilirdi. çünkü ülkenin durumu ancak kısa vadeli ziyaretleri kaldırabilecek potansiyelde. turistlere özenmiyor değilim bazen. ülkemizin güzelliklerinden faydalanıp,etliğe sütlüğe dokunmadan çekip gidiyorlar.

bir kısım şanslı azınlık yurtdışına taşınmayı becerebiliyor. ya mensubu olduğum millet bir an önce toparlar kendini ya da o azınlığın bir kısmına dahil olurum umarım.
needforspeed needforspeed
a grubu ulkeler kucaklarini acmis sizi beklemiyorlar burasi kesin duzen kurmak cok zor tartismasiz fakat ulkeniz sizi kucagini acmis bekliyor mu ?

siz iktidar yandasi degilseniz devletin a grubu memurluguna girebilir misiniz.

yarin siyasi gorusunuz nedeniyle maliniza ve caniniza goz dikilmeyeceginin garantisi var mi ?

gocmek boyle bir durumdur zaten, gittiginiz yerde cok mutlu olmasaniz da ilerisi icin umudunuz vardir. kalacaginiz yerde ise umut kalmamistir.
neondental neondental
yerleşilecek ülkenin diline kültürüne ve yaşam biçimine yabancı iseniz oldukça zorlanılacak durumdur. örnegin hemen hemen aynı gelenek ve göreneklere sahip oldugumuz ileri sürülen japon toplumu sanılanının aksine dünyanın en işkolik egoist hırslı toplumudur.
buzmavisi buzmavisi
gibi bir imkanım oldaydı amsterdam'a yerleşirdim. haftasonları van gogh müzesini ziyaret eder bisikletli fotoğraf çektirirdim. red light district de biraz dolanır, eğlenirdim. ondan sonrası burda nasılsa orda da öyle olurdu.
rene rene
otuz yaş altındaysanız hiç düşünmeden araştırın tam zamanındasınız, bunun bir çok yolu var, daha önce kısaca yazmıştım, otuz yaş üstüyseniz ve böyle bir düşünceniz varsa biraz birikim veya elinizde sağlam bir meslekle yine çok zor değil. çat pat diliniz olsun gerisi sadece sizin girişimciliğinize ve insan zarraflığınıza kalır, tabi ki zorlanacaksınız, tabi ki sıkıntılar olacak, ama değecek
şimdi gidin ve gösterin onlara günlerini !!!
gildor tulcakelume gildor tulcakelume
avupa'nın çeşitli ülkeleri (almanya, isveç, isviçre, belçika) ve kanada'yı düşünenlere yardımcı olabilirim sanırım. uzun uzun muhabbet değil de nokta olarak soru cevap, daha verimli olur zaman açısından.

şu anda bi' belgesel izliyorum ve norman wells'te (muhtemelen başlığı yoktur sözlükte, kanada'da kuzey kutbuna yakın bi' yer) 800 kişi yaşıyormuş ve tek ulaşım uçak ile oluyor. daha 2 gün önce gördüm buffalo airways pilot arıyor diye. ilgimi çeken nokta şu oldu, bir kaç tane restaurant ve 1 "kütüphane" dışında hiçbir şey yok.

"narrator: norman wells... population: 800. a couple of restaurants, one library, zero nightlife."

marketlerde ekmek genelde bitik, meyveler taze değil ama herkes buz balıkçılığı yapıyor*. değişik tecrübe... 6 ay, 1 sene çalıştıktan sonra duruma göre dönebilirim toronto'ya. douglas dc-3 uçuruyorsun, -45 de olsa oralarda kalırsın valla.
1 /