zincire vurulmuş prometheus

tenement funster tenement funster
ateşi insana zeustan izinsiz verdiği için cezalandırılan prometheus.
ve naçizane yazdığım içinde prometheus geçen bir şiir:

ya unutamazsak?

birşeyleri unuttuğunu söyleyen biri aslında o şeyleri bal gibi hatırlamıyor mudur?
birşeyleri gerçekten tam anlamıyla unutabilen biri o şeyleri yaşamış olduğundan emin olabilir mi?
acaba kendimizden başka kimleri kandırabiliyoruz?
yoksa kendimiz dışında herkesi kandırıp, olan bitenlerin kurşun yağmurunda mı yürüyoruz hayatı?
neden görmediklerimizi hep gördüklerimizin başka başka halleri gibi düşünüyoruz?
ölünce unutur muyuz herşeyi?
ya unutamazsak?
unutamazsak kafkaslara zincirlenen prometyus
kartal hergün ciğerini yeniden deşerken
bizim gibileri düşünerek güç bulur
"unutamadan ölmek de var"
"aynı kabusu hergün görmek de..."
unut gitsin
yarın iyileşirsin
ve kartal yeniden görünür ufukta
kartala imrenirsin
kartal unutkandır
unut...
kandır...
elpinoras elpinoras
bir aiskhylos tragedyası ve üçlemesidir.

üçlemenin diğerleri günümüze kadar ulaşamamıştır. diğerlerinin adları;
"ateş taşıyan prometheus" ve "kurtulmuş prometheus"tur.

oyun, ateşi insanlara vermek konusunda anlaştığı zeus'un sözünü tutmaması üzerine zeus tarafından kayalıklara zincirlenen prometheus'un acısını anlatır.
gece ve sancı gece ve sancı
kibrimden, gururumdan susuyorum sanmayın:
kendimi bu hallere düşmüş gördükçe,
bir düşünce kemirip duruyor içimi:
ben değil miyim bu yeni tanrılara
bütün üstünlüklerini kazandıran?
ama bu konuda susuyorum,
neler söyleyeceğimi biliyorsunuz .
buna karşılık, dinleyin ne kadar düşkündü ölümlüler,
ve ben bu ağızsız, dilsiz çocuksu varlıklara
nasıl verdim aklı, düşünceyi,
anlatayım bunu, insanları küçültmek için değil,
onlara ne büyük iyilikler ettiğimi göstermek için.
önceleri insanlar görmeden bakıyor,
dinlediklerini anlamıyorlardı,
uzun ömürleri boyunca düş görüntüleri gibi
düzensiz, gelişigüzel yaşıyorlardı.
bilmiyorlardı duvar örmesini.
içine güneş giren evler yapmasını,
ağacı kullanmasını bilmiyorlardı.
yerin altında, karanlık mağaralarda
karınca sürüleri gibi yaşıyorlardı.
ne kışın geleceği belliydi onlar için,
ne çiçekli baharın, ne hareketli yazın.
bilinç yoktu hiçbir yaptıklarında
ben gösterinceye kadar onlara yıldızların
doğuş batışlarını kestirmenin yolunu.
sonra sayı bilgisini verdim onlara,
bu kaynak bilgiyi onlar için ben bulup çıkardım.
sonra harf dizilerine geldi sıra,
o dizilerdir ki belleği her şeyin,
anasıdır bilimlerin ve sanatların.
hayvanlara da ilk boyunduruk vuran ben oldum
ölümlüleri kurtarmak için kaba işlerden;
atlan dizginleyip arabalara koştum,
zenginlerin şanını artıran arabalara.
deniz1er aşan gemilerin bez kanatlarını
bulan da benim, başkası değil.
evet, ölümlüler için neler bulmuşken,
bugün, zavallı ben bulamıyorum yolunu
kendi başımı dertlen kurtarmanın.
dahası var, dinledikçe şaşıracaksın:
ne bilimler, ne sanatlar daha çıkardım!
en önemlilerinden biri de şu:
insanlar hasta düştükleri zaman
ölüp gidiyorlardı devasızlık yüzünden;
ne yiyecekleri şeyi biliyorlardı
ne içecekleri, ne de sürünecekleri şeyi.
ben öğrettim onlara otları, bir bir karıştırıp
bütün hastalıklara karşı ilaçlar,
cana can katan merhemler yapmasını.
......

ya toprağın insanlardan sakladığı hazineler?
tunç, demir, gümüş, altın ve bütün madenler,
kim buldum diyebilir bunları benden önce?
hiç kimse... yalan söyler kim buldum derse.
uzun sözün kısası, şunu bilmiş ol:
bütün sanatları prometheus verdi insanlara.
persipnei persipnei
beklenen oldu ve zincire vurulmuş prometheus sahnelenecek. 26 27 28 temmuz tarihlerinde rumeli hisarında oynanacakmış. prometheus'u seçkin dikinciler canlandıracakmış. persipnei gidemeyecekmiş. çok üzülecekmiş.
imkanatutuldum imkanatutuldum
rumelihisarı'nda yetkin dikinciler'in başrolde oynadığı oyundan, beklediğimi bulamadığımı üzülerek söylüyorum. mitolojiye dayanan bir oyunda üç dil birden (almanca,yunanca ve türkçe) kullanılması ve fazlasıyla simgesel olması anlamayı zorlaştıran unsurlardı benim için (tahminimce pek çok insan için). lakin oyunculuklar konusunda haksızlık edemem. hemen hepsi harikaydı.
ibg ibg
devrimci karakteri veyahut sistem karşıtı profili tam tamına anladığım karakter. "zincire vurulmuş prometheus" kitabında aiskhilos tarafından "tanrılara karşı gelirsen sonun böyle olur kötü çocuk" tavrıyla çok inceden yerilen karakterdir. ama sistem, bu kötü çarkı bozmak isteyen insanlara hep bu tavırla tokat atmıştır zaten.. misal; deniz gezmiş,mahir çayan ve daha nice fidan...
mavi kalem mavi kalem
prometheus'a olan merakımdan aldığım diğer okuduğum kitaplardan daha başka tatta olan kitap, ahh prometheus düzene kafan tutan mitolojik kahramanım zeus bile korktu senden canımss prometheus.
prometheus maximus prometheus maximus
"sen tapın, yalvar, yaltaklan günün efendisine!
zeus hiç ama hiç umurumda değil benim.
elindeyken ne isterse yapsın, assın kessin:
uzun sürmeyecek çünkü göklerde saltanatı."