hissedilen en iğrenç koku

kro potkin kro potkin
bozulmuş gıda kokusu, özellikle de et kokusu...

birde sabah sabah soğan yemiş insanın boğaz kokusu.
6

itüsözlük ün bu hale düşme nedeni

müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
aslanlar gibi yazan yazarları, kaos ve hareketlilik için trol parçacıklarına tercih edenler yüzünden niye olacak? teknik sorunlar vs. bunların hiçbiri yeni değil. eskiden yazanlar niye yok? trol bozuntularına ve onları destekleyenlere okkalı küfürler savurup gittiler de ondan.

berlinde türk düğün konvoyu

toshiro toshiro
almanya'nın başkenti berlin'de yaşanan türk terörüdür. hadi korna çalmayı veya bayrak sallamayı bir yere kadar anlarım da drift atmak nedir lan meydanın ortasında?!

söyleyecek pek de bir söz bulamıyorum. almanlara sabırlar diliyorum.

ben bu alamancılar kadar ikiyüzlüsünü görmedim yemnederim. her yerde mehter marşı dinleyip en küçük olayda bayraklarını kapıp meydanlara koşarlar, vatanları için canlarını verirler (yersen), ama o kadar seviyorsan gel türkiye'de yaşa dersen "miyeeooowww" olurlar.

kaynak: onedio

onedio.com

cem yılmaz

bu sefer kesin bu sefer kesin
kaç ay önceydi hatırlamıyorum, google üzerinden bakarsam bulurum ama bakmak da istemiyorum, sadece olayı aktarmak istiyorum.
kim suçlu, ilahi adalet, defne'de* kocasını aldatmıştı falan beni ilgilendirmiyor ama işin içindeki kandırmaca çok çirkin!
bahsettiğim tarihte iki magazin haberi çıktı; defne ile cem ayrıldı ve cem yılmaz, serenay sarıkaya ile birlikte.
haberlerden ikincisinin doğru olduğunu bugün biliyoruz ama cem yılmaz o gün, defne'yi "olur mu hayatım öyle saçma şey?!" diyerek kandırmış olmalı ki 'ayrıldık diyorlar inanmayın, yalan!' temalı, kahkalar atarak çektikleri videoyu paylaştılar.
ha, "cem yılmaz'a yakışmadı" diyenlerden değilim ben. çok da yakıştı, ki kendisi, yıllar süren ilişkisindeki kız arkadaşını, kız arkadaşının en yakın arkadaşlarından biri ile aldatmıştı.
çirkin çirkin işler...
2

öğretmen öğrenciyi dövmeli mi

müsait bir yerde lütfen müsait bir yerde lütfen
(bkz: hayır)
öğretmen olması kimseye böyle bir hak vermez, kimse kimsenin çocuğuna fiziksel olarak da psikolojik olarak da dokunamaz. bırak dövmeyi, sesini bile yükseltemez, gururunu ve özgüvenini zedeleyemez. bunları yapıyorsa zaten öğretmen değildir ve hakkında her türlü şikayet, ihbar yapılmalıdır.


öğrencilik hayatım boyunca hiç öğretmen dayağı yemedim, orta birde ruh hastası bir matematik öğretmenimiz vardı, kızları kalın tahta cetvelle erkekleri osmanlı tokadıyla döverdi. küçükken de tahammülüm yoktu. sınıftan ve okuldaki tüm öğrencilerden imza toplayıp müdüre şikayet dilekçesi yazmış, aynı zamanda da tüm velileri organize etmiştim.

müdür olacak kişi, öğretmenini değil beni suçlu bulup-dayak yemediğin halde sana ne oluyor, öğretmense vurur diyerek- ailemi okula çağırmıştı. bizimkiler pabuç bırakır mı bunlara hey yavrum hey! kızınız çok zeki ve başarılı ama bu dik kafalılığıyla, asiliğiyle vardığı hiçbir yerde tutunamaz, demişti. sonuç?


şimdiye kadar 8 yaşından 40 yaşına kadar çok farklı öğrenci grupları ile çalıştım belki de gurur duyacağım tek şey şudur ki sınıfta ne olursa olsun hiçbir öğrencime ne dokundum ne sesimi yükseltip bağırıp çağırıp azarlayıp rencide ettim. kötü örneklerden iyi olmayı öğrenmek gibi.


kimse kimsenin çocuğuna dokunamaz. elin çocuğu ele ucuzdur sözü cidden çok doğru.
devamı